Salihli’de dün yüreğimizi yakan o acı haberle sarsıldık. Yılmaz Mahallesi’nde serinlemek için dereye giren 12 yaşındaki Abdullah Yıldırım’ı kaybettik. Bu trajik kayıp, bize aşırı sıcaklarla birlikte kapımıza dayanan büyük bir tehlikeyi bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.
Salihli sıcağı malum; Temmuz ayının bu kavurucu günlerinde nefes almak bile zorlaşıyor. Yetişkinler olarak bizler klimalı gölgeler, serin sığınaklar ararken; enerjisi içine sığmayan çocuklarımız kendilerini serinletecek bir kaçış noktası arıyor. İşte dün, tam da bu arayışın en acı ve en sarsıcı sonucuyla yüzleştik. Henüz 12 yaşında, hayatının baharında bir evladımız, Abdullah Yıldırım, Yılmaz Mahallesi’ndeki o derede can verdi.
Olayın detayları insanın boğazını düğümlüyor. Arkadaşlarıyla birlikte sadece biraz serinlemek, çocukça eğlenmek istemişlerdi. Ancak o sakin görünen dere, saniyeler içinde bir tuzağa dönüştü. Arkadaşlarının çırpınışı, şantiyedeki işçilerden yardım istemeleri, ekiplerin seferber olması ve derenin suyunun boşaltılmasıyla başlayan o yarım saatlik arayış... Ne yazık ki mucize gerçekleşmedi ve Abdullah’ın cansız bedenine ulaşıldı.
Şimdi hepimizin durup düşünmesi gerekiyor. Bu kaçıncı kayıp, kaçıncı anne babanın feryadı? Her yaz aynı acı senaryoyu farklı isimlerle izlemek zorunda mıyız? Sulama kanalları, göletler, dereler ve barajlar... Dışarıdan ne kadar sakin ve davetkar görünürlerse görünsünler; altlarındaki balçık, ani derinleşmeler ve güçlü akıntılarla aslında birer ölüm tuzağıdır. Yüzme bilmek bile çoğu zaman bu sinsi sularda hayatta kalmaya yetmiyor.
Sıcakların tavan yaptığı bu dönemlerde, çocuklarımızı bu tehlikeli alanlardan uzak tutmak sadece ailelerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Mahallemizdeki derelerin, şantiye çevrelerinin ve su kanallarının çevresinde güvenlik önlemlerinin artırılması gerekiyor. "Bize bir şey olmaz" ya da "Çocuklar her zaman giriyor" kolaycılığından acilen sıyrılmalıyız. Denetimlerin ve fiziki engellerin ötesinde, toplumsal bir bilinç oluşturmak zorundayız.
Abdullah’ın kıyafetlerinin dere kenarında öylece kalması, geride kalan o sessiz çaresizlik hafızalarımızdan kolay kolay silinmeyecek. Acılı ailesine, arkadaşlarına ve tüm Salihli’ye başsağlığı ve sabır diliyorum. Dilerim bu son olur; dilerim bir daha hiçbir çocuğumuzun geleceği serinlemek uğruna o karanlık sularda kaybolup gitmez.