YKS sonuçlarının ardından beklenen an geldi; üniversite tercih maratonu resmi olarak kapılarını açıyor. Masaların üstündeki kılavuzlar ve puan tabloları arasında kaybolmadan önce, bir ömür nasıl bir hayat yaşamak istediğinizi sorgulamanın tam sırası.
Aylardır süren o yorucu maratonun en heyecanlı, belki de en kafa karıştırıcı durağında duruyoruz. Sonuçlar açıklandı, sıra geldi geleceğin ilk haritasını çizmeye. Şimdilerde hemen her evde benzer bir telaş var: Ekranda sıralamalar, masalarda kontenjan kılavuzları ve kafalarda binbir çeşit soru işareti... Ailelerin beklentileri ile gençlerin hayalleri aynı noktada buluşmak için çabalıyor.
Bu süreçte gençlerin hissettiği o omuzlardaki ağır yükü çok iyi anlıyorum. Çevreden gelen "Puanın zayi olmasın", "Sırf burası tutuyor diye yaz gitsin" ya da "Garantili meslek seç" baskısı arasında kendi sesinizi duymak neredeyse imkânsız hale gelebiliyor. Oysa tercih listesine yazacağınız her bir kod, sadece dört yıllık bir okul adı değil; sabahları nasıl bir güne uyanacağınızı, kimlerle arkadaşlık edeceğinizi ve nasıl bir hayat süreceğinizi belirleyen ilk büyük adım.
Açık konuşalım; puanınız yetiyor diye hiç ilgi duymadığınız bir bölümü seçmek ya da sadece üniversiteye kapıyı kapaklamak için yapılan tercihler, ilerleyen yıllarda büyük pişmanlıklara dönüşebiliyor. Üniversite dediğimiz yer yalnızca ders amfilerinden ve sınav kâğıtlarından ibaret bir kurum değil. Orası; kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğrendiğiniz, vizyon kazandığınız ve karakterinizi şekillendirdiğiniz bir hayat alanı. Dolayısıyla istemediğiniz bir sıralamanın peşinden sürüklenmek yerine, tutkularınızın arkasında durmak çok daha kıymetli.
Burada en büyük görevlerden biri de şüphesiz anne babalara düşüyor. Çocuklarınızın geleceği için endişelenmeniz, en iyisini istemeniz çok doğal. Ancak kendi gençliğinizin ya da toplumun "ideal" gördüğü kalıpları onlara zorla giydirmeye çalışmak uzun vadede onları mutsuz edebilir. Kendi deneyimlerinizle onlara yol gösterin, rehberlik edin ama günün sonunda kararı onların vermesine ve kendi hayatlarının sorumluluğunu almalarına müsaade edin.
Dünya hızla değişiyor; dün "asla bitmez" denilen meslekler bugün dönüşüyor, yepyeni alanlar doğuyor. Bu yüzden kendinizi sadece tek bir meslek tanımına sıkıştırmayın. Hangi şehirde olursanız olun, kendinizi geliştirmeye açık olduğunuz ve severek okuduğunuz bir alanda fark yaratmanız her zaman mümkündür.
Tercih butonuna basmadan önce puan tablosuna olduğu kadar kendi içinize de bakın. Başarı sadece en yüksek puanlı yere kapak atmak değil, mutlu olacağınız rotayı çizebilmektir. Yolunuz açık, tercihiniz gönlünüzce olsun!