Ne yakışmaz ki, her şey yakışır insana ama en çokta şiir yakışır. Yeryüzüne yağmur, Gökyüzüne mavi. Demişti. Dizelerinde aşk, mücadele ve hüzün hep iç içedir. Pes eden bir aşk değil, Onurlu ve dik duran bir aşkın peşinde koşmuştu. Ömrünü sadece Edebiyat ve Şiirle geçirmemişti. Kendini eğitime ve aydınlanmaya adamış bir ÖĞRETMEN’ di. Sürgünler, acılar, hapisler O’nu yıldıramadı. Daha çok 12 Eylül dönemleri yargılamalarla geçmişti. Hangi dağda efkar varsa orada olan bir şairdi. Aramızdan ayrılıp gitmişti. Ülkemiz bir mücadele insanını, büyük bir şairini kaybetmişti.
Ahmet Telli, altmışlı yıllar şiirimizin en seçkin şairleri arasındadır. Bu kuşağın en belirgin özelliği duygusallıkla, gerçekçiliği birlikte görmeleridir. Nazım gibi, Ahmet Arif gibi nerede haksızlık varsa Ahmet Telli ve şiiri oradaydı. Şiirlerinin de kendisi gibi bilge ve yumuşak bir sesi vardı. Aynı zamanda bir aşk şairiydi. Gelecekte özellikle genç kuşakların sevgiyle okuyacağı, o nedenle her zaman genç kalacağı bir şairimiz olarak bilinecekti. Ataol Behramoğlu böyle anlatmıştı. Yazının bundan sonrasını şairimiz kendisi anlatıyor.
Bahar geldiğinde kırlara çıkacaksın, diz boyu otlar üstünde koşa koşa bildiğince ve sakın kaybetme neşeyi. Kırların sessizliğinde, yüreğinin sesini dinle. Orada benim için küçücük bir yer ayır. Doğa pervasızdı biraz, bakarsın en olmaz bir yerde masmavi bir su fışkırır ve suyun ışıldayan göğsünde sevincin nilüferleri. Bahar şaşırtmasın seni. Sırt üstü uzan bir gölgeye. Suların, kuşların sesini dinle, ve bekle beni orada döneceğim küçüğüm.
Ama acılara alışılmaz, bir şeyler var değiştirmemiz gereken, önce acılardan başlanacak. Sen türküler söyle ve gülümse küçüğüm. Çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları. Bekle beni umudunu karartmadan, sevincini yitirmeden bekle, döneceğim bir gün elbet bekle beni küçüğüm. Bekle beni. Soluk soluğa, konuğum ol. Bekle beni küçüğüm umudunu karartmadan sevincini yitirmeden, yollar uzun olsa da döneceğim elbet bir gün kar yağarken kimseler beklemezken. Ve sen sahip çıkarak yaşama ve sevince. Bekle beni acılar bitecek bir gün sevgiler çiçek açacak.
Gidersem yıkılır bu kent. Kuşlarda gider. Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında. Yanlış adresteydik. Kimsesizdik belki, sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar. Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı. Üşürmüydük nar çiçekleri ürperirken.
Gidersen kim sulayacak fesleğenleri. Kuşlar nereye sığınacak akşam olunca.
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu. Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor. Bekleyiş diyorum caddelere dalıp gidiyorum. Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına. Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor. Bir de seni ekliyorum suskunluğuma. Selamsız, saygısız yürüyelim sokakları. Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar. Geriye mahpushaneler kalır. Paslı soğuklar kalır. Yüreğimize alırız onları ısıtırız. Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında. Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler.
Ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde. Menekşeler nergisler yerine.
Bir su sesi, bir fesleğen kokusu şimdi çok uzaklarda.
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere. Bu kentin künyesi bellidir artık. Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın. Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine. Karşılığı yok hiçbir acının. Her şey gölgesi kadar ağır. Sormuyorum artık sormuyorum. Her gün yeniden başlayan umutlarla kirletiliyor dünya.
Ahmet Telli, huzur içinde uyu. Gönüllerimizde ve kalplerimizin en derin yerlerinde yaşayacaksın. Hoşcakal…….