Ülkemizin kurucu lideri M. Kemal Atatürk’ün emriyle 1934 yılında İstanbul Haydar Paşa Lisesi kurulmuştu. Dönemlerin kaliteli eğitimi her zaman başarılı sonuçlar vermişti. Bu okul Türkiye’ye spor, sanat, edebiyat ve sosyal hayat alanlarında çok değerli insanları hediye etmişti. Edebiyat alanında Cemal Süreya, Sunay Akın, Tuncel Kurtiz. Müzik alanında Erkin Koray, Ercan Saatçi. Toplumsal mücadelede alanında, gençlik liderleri, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Sporda Can Bartu. İş dünyasında Enver Yücel M.Ali Aydınlar. Sanat alanında Müjdat Gezen, Göksel Arsoy, Halil Ergün, İzzet Günay, Süleyman Turan ve yeni kaybettiğimiz Kadir İnanır.

Toplumumuz Kadir İnanır’ı birçok sinema filmlerinden tanımıştı. Yılanların Öcü, Dönüş, Tatar Ramazan, Ah Güzel İstanbul, 72. Koğuş bazılarıdır. En çok gönlümüze giren filmi ise Kırgız yazar Cengiz Aymatov’un ‘’ Selvi Boylum, Al Yazmalım ‘’ romanın beyaz perdeye aktarılmasındaydı. Bu hiçbir zaman unutulmayacak bir sevgi ve aşk hikayesiydi. O zamana kadar sevgi ve aşka dair bir çok gerçek olay ve bir çokta efsaneler yaşanmıştı. İnsanlık tarihinin bütün dönemlerinin vazgeçilmez konusuydu sevgi ve aşk. Babil kralı çok sevdiği eşinin mutlu olmadığını görünce, ne istediğini sormuştu. Eşi ben kırlardan, bayırlardan, dağlardan geldim öyle bir yer istiyorum demişti. Bu istek bu sevgi, bu aşk dünyanın yedi harikasından biri olan ,Babil’in asma bahçelerinin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Cihan şah çok sevdiği eşi Mumtaz Mahal ölünce Taç Mahal eserini yaptırmıştı.

Geçmişte sevgi ve aşkı için dağları delenler, çölleri aşanlar, olmuştu. ‘’Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca , dağı bile taşır insan aşık olunca’’ diyen Tebrizli Şemsi. Sanatçımız Özdemir Erdoğan ‘’Sevgi anlaşmak değildir nedensizde sevilir. Bazen küçük bir an için ömür bile verilir.’’ ‘’Sevgi hiçbir şey istemez tamamlanmaktan başka’’ derken Halil Cibran. Mevlana da ‘’Sevgi karanlık bir tünelde yakılan mum ışığı gibidir.’’ Demişti. Daha nice söylenenler bu sayfalara sığmaz. Romanlar, hikayeler, şiirler, şarkılar her zaman olmaya devam edecekler. Her biri gönlümüzde yer alır. Ancak bazı hikayeler vardır ki gönlümüzde yer almakla kalmaz, en derine yerleşirdi, bir daha ayrılmamak üzere.

Kadir İnanır, toplumumuzun hasret çektiği, bir türlü anlayamadığı, öğrenmeye çalışmadığı, geçiştirip gittiği sevgi konusunda ezberleri bozan filmiyle hiçbir zaman unutulmayacak bir davranışa neden olmuştu. İyi anlaşan sevgililer için’’ kumrular gibi’’ benzetmesini kalplerimize yerleştirmişti. Kumrular tek eşli yaşayan kuşlardır. Dişi ve erkek kumru, yavrularını kursaklarında sıvılaştırdıkları güvercin sütüyle beslerler. Tek eşli hayatları ilginçtir. Hangisi ölürse sağ kalan ömür boyu yalnız yaşar. Aile hayatı için örnektirler. Aşk ve sevgi yakın ilgi ve bağlılıktır. Şefkat, güven, anlayış içinde insanı hayata bağlayan, ruhu derinleştiren temel bir ihtiyaçtır.

Sevgi neydi ? Sevgi iyilikti. Sevgi Emekti. Sevgi Dostluktu. Sevgi ilgiydi. Sevgi yoktan var etmekti. Kendinden katmaktı.

Ziyanı yok, gülüşü yeter bize

Yüreğim kaldıysa günah mı ?

Elinden tutsam benimle gelir mi ?

Seninim işte alıp götürsene beni.

Elveda Asya, elveda selvi boylum al yazmalım. Elveda hiç bitmemiş türküm benim. Sevgiyi ve emeği öğreten büyük usta huzur içinde uyu