Güneşin altında günlerce dökülen alın teri sergilere serildi. Mazot, gübre ve işçi masrafıyla boğuşan bağ üreticisi şimdi kara kara düşünüyor: Toprak Mahsulleri Ofisi ne açıklayacak, üretici emeğinin karşılığını alabilecek mi?
Manisa Ovası’nda yine yılın en hareketli, en yorucu günleri yaşanıyor. Şehzadeler’den Salihli’ye, Alaşehir’den Sarıgöl’e kadar nereye baksanız bağlarda hummalı bir çalışma var. Yıl boyu gözü gibi bakılan o Sultaniye üzümler kesiliyor, sergilere serilip kurumaya bırakılıyor. Dışarıdan bakınca ovadaki bu hareketlilik çok güzel görünüyor, bereket gibi duruyor. Ama bağın içine girildiğinde durum pek öyle dışarıdan göründüğü gibi değil. Üreticinin yüzü gülmüyor, çünkü herkesin aklında tek bir soru var: Bu kadar masrafın ardından çiftçinin eline ne geçecek?
Bir salkım üzümü kurutup çuvala koymak öyle kolay bir iş değil. Kışın soğukta budamayla başlayan süreç, yazın 40 derece sıcağın altında tozun toprağın içinde devam ediyor. Gübresi, ilacı, mazotu, sulaması derken masraflar zaten alıp başını gitmiş durumda. Bir de bunun üzerine işçiye ödenen yevmiyeler eklenince, üretici daha ürünü tarladan kaldırmadan cebinden büyük bir para harcamış oluyor. Yani sergiye serilen her bir üzüm tanesinde, bölge insanının bütün bir yıllık emeği ve borcu duruyor.
Bu yıl rekoltenin iyi olması normalde sevindirici bir haber olmalı. Fakat ne yazık ki piyasada işler tersine işliyor. Ne zaman ürün bol olsa, fiyatları hemen aşağı çekmeye çalışıyorlar. Ürün çok diye fiyatı düşürmek, bütün yıl güneşin altında çalışan çiftçiyi cezalandırmaktan başka bir şey değil. Masraflar katlanmışken üzümün fiyatını tırpanlamaya kalkmak, bu bölgedeki üreticiye "artık toprağı bırakın" demekle aynı anlama geliyor.
Tam da bu yüzden Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bir an önce devreye girmesi gerekiyor. Çiftçinin bekleyecek vakti yok. Gübreciye, ilaççıya, mazotçuya borcu olan üretici, sırf borcunu ödeyebilmek için elindeki ürünü aceleyle ucuza satmak zorunda kalıyor. Eğer TMO çıkıp da adil ve tatmin edici bir alım fiyatı açıklamazsa, bağcı tüccarın insafına kalacak ve malını yok pahasına elden çıkarmak zorunda kalacak.
Ziraat odalarının ve üreticilerin dile getirdiği kilo başına en az 150 lira beklentisi kesinlikle bir abartı değil. Bu fiyat çiftçiyi zengin etmez; sadece borcunu ödemesini ve seneye tekrar bağına bakabilmesini sağlar. Eğer açıklanacak fiyat bunun altında kalırsa, üretici borcunu kapatamaz, önünü göremez. Seneye o bağa atacak gübreyi, traktöre koyacak mazotu bulamaz.
Özetle, Manisa Ovası’ndaki üzüm sadece tarladaki bir ürün değil; bu bölgedeki binlerce ailenin geçim kaynağı, çocuklarının geleceğidir. Üreten, gece gündüz çalışan insanımızı yalnız bırakmamak gerekir. TMO daha fazla gecikmeden üreticinin alın terini koruyacak, hakkını teslim edecek fiyatı açıklamalıdır.