Salihli'nin yollarında ilerlerken insanın içini burkan bir manzarayla sık sık karşılaşıyoruz. Yol kenarlarına gelişigüzel atılmış plastik şişeler, poşetler, cam kırıkları, içecek kutuları ve sigara izmaritleri... Oysa yol kenarları ne çöp kutusudur ne de atık depolama alanı.

Üstelik bu görüntüler yalnızca yol kenarlarıyla sınırlı değil. Salihli'nin doğal güzellikleri arasında yer alan Kurşunlu Piknik Alanı, Gümüşçayı ve Adala Kanyonu da aynı sorumsuzluğun izlerini taşıyor. Doğanın kalbine bırakılan her çöp, çevreyi kirletmenin ötesinde canlıların yaşam alanlarını da tehdit ediyor.

Daha da endişe verici olan ise yangın riski. Özellikle Ege Bölgesi'nin kavurucu yaz sıcaklarında kuru otların arasına atılan bir sigara izmariti ya da cam şişe, telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açabiliyor. Bir anlık ihmal, binlerce ağacın kül olmasına, sayısız canlının yaşamını yitirmesine ve yılların emeğinin yok olmasına neden olabiliyor.

Ne yazık ki bu tablo yalnızca Salihli'ye özgü değil; ülkemizin birçok noktasında aynı duyarsızlıkla karşılaşıyoruz. Ancak çözüm de aslında çok basit. Çöplerimizi yere değil çöp kutusuna atmak, piknik yaptığımız alanı temiz bırakmak ve doğaya sahip çıkmak hepimizin en temel vatandaşlık sorumluluğudur.

Unutmamalıyız ki doğa bize atalarımızdan kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız en değerli emanettir. Onu korumak sadece bugünümüz için değil, yarınlarımız için de bir zorunluluktur.

Gelin, değişimi Salihli'den başlatalım. Yol kenarlarını çöplüğe değil, temizliğiyle örnek gösterilen yaşam alanlarına dönüştürelim. Çünkü temiz bir çevre, belediyelerin ya da kurumların değil; bu şehirde yaşayan hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bugün yere atmadığımız bir çöp, yarın kurtaracağımız bir ağaç, koruyacağımız bir canlı ve daha yaşanabilir bir Salihli demektir.