Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman farkına varmadan başkalarının hayatını zorlaştırabiliyoruz. Bunun en somut örneklerinden biri de kaldırımlara park edilen araçlar.

Bilinçsiz sürücüler, birkaç dakikalık rahatlık uğruna yayalara zor anlar yaşatıyor.

Ülkemizde olduğu gibi Salihli’de de araç sayısı her geçen gün hızla artıyor. Salihli’de iklim şartları sayesinde motosiklet ve ekobis yılın 12 ayı boyunca aktif olarak kullanılabiliyor. Kimi işine gitmek için, kimi tarlasına ulaşmak için bu araçları tercih ediyor.

Otomobil sayısı da bundan geri kalmıyor. Artık otomobil bir ihtiyaç olmaktan çıkıp neredeyse lüks sayılacak noktaya gelmiş durumda. Buna rağmen Salihli’de birçok evde 3 hatta 4 otomobil bulunuyor.

Araç sayısındaki bu artış, beraberinde park sorununu da getiriyor. Ne yazık ki bazı sürücüler çözümü ya dörtlüleri yakıp yol üstünde bırakmayı ya da kaldırımlara park etmekte buluyor.

Oysa kaldırımlar araçlar için değil, yayalar içindir. Bebek arabasıyla yürümeye çalışan anneler, bastonlu yaşlılar, tekerlekli sandalyedeki engelliler ve öğrenciler bu nedenle yoldan yürümek zorunda kalıyor. Bu durum hem büyük bir saygısızlık hem de ciddi bir güvenlik sorunudur.

Özellikle engelli rampalarına ve engelli park alanlarına yapılan parklar, empati eksikliğinin en açık göstergesidir. Sürücü kursları yalnızca direksiyon başında araç kullanmayı öğretmekle yetinmemelidir. Aynı zamanda trafikte paylaşmayı, kurallara uymanın bir zorunluluk değil toplumsal bir sorumluluk olduğunu da anlatmalıdır. Kaldırımlara, engelli rampalarına ve engelli park alanlarına araç park edilmemesi gerektiği daha güçlü şekilde vurgulanmalıdır.

Unutmayalım; bugün araç kullanan bizler, yarın o kaldırımda yürüyen bir yaya olabiliriz. Kaldırımlar yayalarındır ve bu hakka saygı göstermek hepimizin görevidir.