Eskiler haftanın bir çok gününü, ismiyle söylemez o gün pazarı olan beldenin ismi ile anarlardı. Pazartesi gününe özellikle Gökkaya yöresinde Kasaba pazarı günü derlerdi. Salı gününe Ahmetli pazarı günü derdiler. Çarşambaya salli Pazar günü derlerdi. Ha! bir de hafta sonu olan Pazar günü ne de Girey günü derlerdi. Bir abimden duymuştum eski tellallar maç anonsunu, “Duyduk duymadık demeyin girey günü taşlı talada tepme topu oynanacadır” derlermiş.
Bizim Ahmetli’de Pazar, Salı günü olurdu şimdilerde aynı devam ediyor. Tabbii eskiden sokak cadde aralarında kurulan tezgahlarda olurdu. Nuri bakkalın önündeki caddeden, bakkal Arifin , Yüksek kahvenin önü ta eski postanenin Deli Bayram'ın evine kadar uzanan caddede,şimdiki belediyeye doğru giden caddede Mani faturacılar olurdu, yüksek kahvenin önünde tuhafiyeciler bakkal arifin önüne doğru ayakkabıcılar olurdu.En eski pazarcı ayakkabıcı Kazım Açıkel vardı benim hatırladığım, Hamza ağbi vardı manifoturacı,dışardan gelen de olurdu. .Bakkal Nuri'nin önünde Naneci dayı nane şekeri satardı kendi yaptığı kekik kokulu ve nane kokulu şekerlerden, çakı bıçağı satardı çeşit çeşit. Meydanda çerçiler urgan, ve çelingir eşyaları satarlardı . Yine bu caddeyi tam ortadan bölen helvacı Abdullah'ın önünden Ulu camiye doğru olan sokakta meyve ve sebze satan manavların tezgahı vardı.Loncaya doğru Dayımların (Hamza Aydın) kapının önünden geçen sokakata devam ederdi manav lar. Tam köşede , Rahmetli Çoşkun Kan ağbimin Belenli Mehmetali amcanın tezgahı vardı,Ve lonca tek kapalı alan yani üstü kapalı peynirciler ve zahire Pazarı orada kurulurdu köylüler yumurta tere yağ peyniri orada satarlardı, kasabalı ve birde Sart'tan gelen bir peynirci amca olurdu.Kahveci Sülonun önünde loncaya doğru giden sokakta çerezciler olurdu fıstık leblebi satanlardı..
Salı günü oldu mu köylüler at arabaları ile pazara gelir, arabalarını hanlara koyar,Pazar işlerini görürdü atlarının haybelerinde pazara satacak mal getirir aldığı malı da heybelerinde veya at arabasına yükler götürürlerdi,tabi o gün öğle namazı camiler dolar esnafı yoğun olurdu. Ulu caminin müezzini Abdullah hoca pazarcılara makbuz mukabili camiden su satardı kova kova! Organik pazar olmazdı zaten her şey organikti. Çiftlik yumurtası diye bir şey olmaz bütün yumurtalar köy yumurtasıydı. Ben pazara çıkmasını çok severdim, pazarda şekerli kurabiye yemesini veya köfteci Cafer'in köfte ekmek yemesini çok severdim, pideli tükrük köftesi.
Pazar yerinde seyyar satıcılar olurdu dört metre lastiği seksener santimden beşe bölüp beş metre lastik bir lira diye satan, satıcılar, şişeleri birbirine vurarak sülük satan sülük satıcılar ve yanık sesleriyle ellerinde megafon destan satan destancılar da Ahmetli pazarının vazgeçilmezleri idi.
Pazar arabaları yoktu ve naylon torbalarda yoktu. Pazarcıların kocaman Pazar sepetlerine sırasıyla doldurulurdu pazarlıklar hiç birbirini ezmeden itina ile dometesler en üste konurdu ezilmesin diye patates soğan en alta gelirdi.Galon şişelere zeytinyağlar doldurulur herşey pazardan alınırdı.
Pazarlarda pazarcılarında kendi kültürü vardı eskiden , her şey organikti meyve sebze, çerez satılırdı ama adam satılmazdı.. Kazançlar helal insanlar haramdan uzaktı…