Türkiye genelinde olduğu gibi Salihli’de de yaya önceliğine ve güvenliğine dikkat çekmek amacıyla, başta okul önleri olmak üzere birçok cadde ve sokakta yaya geçitleri boyandı. Hepimiz hatırlıyoruz; “Yayalar kırmızı çizgimiz” sloganı günlerce kamu spotlarında, billboardlarda ve sosyal medyada yer aldı.
Peki bugün Salihli trafiğinde tablo ne durumda?
Ne yazık ki uygulama ile söylem arasında ciddi bir uçurum var. Yaya geçitlerinde çoğu sürücü, karşıdan karşıya geçmek isteyen yayalara ve özellikle öğrencilere yol vermiyor. Kimi zaman kurallar bilinmiyor, kimi zaman da “yol benim” anlayışı ağır basıyor. Oysa trafik kanunu açık. Yaya geçidinde öncelik yayaya aittir.
Öte yandan madalyonun bir de diğer yüzü var.
Kurallara uyan, yaya geçidinde duran ve yol veren sürücüler de var. Ancak bu kez de bazı yayalar bu hakkı suistimal ediyor. Yol verildiğini gören yaya, cep telefonuna dalmış halde, etrafına bile bakmadan ağır adımlarla geçişini sürdürüyor. Ne bir teşekkür, ne bir farkındalık…
Bu durum, kurallara uyan sürücünün de motivasyonunu kırıyor.
Asıl soru şu, Salihli’de kurallara yayalar mı uymuyor, sürücüler mi?
Aslında cevap çok net. Her iki taraf da zaman zaman sınıfta kalıyor.
Trafik sadece kurallardan ibaret değildir; trafik aynı zamanda karşılıklı saygıdır. Sürücü, yayaya yol verdiğinde insanlık görevini yapar. Yaya da bu hakkı kullanırken dikkatli, bilinçli ve saygılı olmalıdır. Unutmayalım, direksiyon başındaki de bir insan, yaya geçidinden geçen de.
Kırmızı çizgiler boyayla değil, zihniyetle çizilir.
Ve bu zihniyet, ancak karşılıklı anlayış ve saygıyla yerleşir.