Salihli’de son günlerde vatandaşın cebini en çok zorlayan konuların başında “bozuk para” meselesi geliyor. İlk bakışta küçük gibi görünen bu sorun, aslında hem esnafı hem de vatandaşı doğrudan etkileyen ciddi bir ekonomik probleme dönüşmüş durumda.
Marketlerde para üstü olarak verilmesi gereken 25 kuruş, 50 kuruş ve 1 lira çoğu zaman vatandaşa verilmiyor. Kimi zaman “bozuk yok” deniliyor, kimi zaman ise eksik para vatandaşın görmezden gelmesi beklenen bir detay gibi sunuluyor. Ancak mesele birkaç kuruş değil; mesele vatandaşın cebindeki paranın her gün biraz daha erimesi.
Bu durumun en net örneği ise ekmek fiyatlarında yaşandı. Normal şartlarda 200 gram ekmeğin fiyatının 17 lira 50 kuruş olması gerekirken, bozuk para sıkıntısı gerekçe gösterilerek gramaj 230 grama çıkarıldı ve fiyat doğrudan 20 liraya yükseltildi. Aynı tablo çay ocaklarında da görüldü. Daha düne kadar 15 liraya içilen bir bardak çay, bugün birçok yerde 20 liradan satılıyor. Simit fiyatı da aynı şekilde 20 liraya sabitlendi.
Dikkat çeken nokta ise yapılan fiyat artışlarının neredeyse tamamının “yuvarlama” mantığıyla belirlenmesi. Çünkü bozuk para yok, para üstü vermek zor, hesap yapmak zahmetli… Peki bunun bedelini kim ödüyor? Elbette vatandaş.
Bugün 2 lira, 3 lira küçük rakam gibi görülebilir. Ancak gün sonunda bir vatandaşın sadece ekmek, çay ve simit gibi temel ihtiyaçlarda ödediği ekstra ücret ciddi rakamlara ulaşıyor. Hele ki dar gelirli vatandaş için bu farklar artık hissedilir hale gelmiş durumda.
Sorunun çözümü sadece fiyatları yuvarlamak olmamalı. Bozuk para tedariği konusunda gerekli adımların atılması, hem esnafın hem de vatandaşın mağduriyetini önleyecektir. Çünkü ekonomik sıkıntının yaşandığı bir dönemde, vatandaşın cebindeki son kuruşun bile önemi büyük.
Unutulmamalıdır ki; küçük görünen sorunlar, zamanla toplumun tamamını etkileyen büyük rahatsızlıklara dönüşebilir.