Osmanlı İmparatorluğunun derin yara almasına neden olan eskilerin 93 harbi olarak bildiği 1878 Rus savaşı öncesi şimdiki Mili Güvenlik Konseyi karşılığı olan Vükela meclisi toplantılarında şiddetli tartışmalar oluyordu. Sadrazam Mithat Paşa’nın Rus ordusunun nasıl bir güce sahip olduğunu dikkate almadan savaşmayı önermesi o zamanki gerçeklere uymuyordu. Kurul üyelerini ikna etmeye çalışıyordu. ‘’Böyle durumlarda düşmanın gücüne bakılmaz. Biz Anadolu ya dört yüz atlıyla girdik. Manevi gücümüz karşısında kimse duramaz ‘’ demişti. Muhalefette yer alan Eğin (Kemaliye) li Sait Paşa ‘’Eyvah devletin sonuna karar verdiler ‘’demişti. Öyle oldu. Ruslar şimdiki hava meydanın olduğu yer olan Yeşilköy’e kadar gelmişlerdi. Bu olaydan kırk yıl sonra Osmanlı yıkılacaktı.
Bizim toplumumuz da bu anlayış sanki bir gelenek gibi her alanda kendini göstermektedir. Yönetim anlayışımızda, sağlıkta, eğitimde, bazen sanatta en çok ta sporda hayat bulmaktadır. Dünya kupası maçlarına katılmaya hak kazanan Milli Futbol takımımız yola çıkmadan önce ülkemizde yaşananları ve maçlar sonundaki hezimet ve hayal kırıklarından söz etmek istiyorum. Her alanda çok sevdiğimiz hamaset, bir fotoğrafla başlamıştı. TFF başkanı, Bilal Erdoğan, Spor Bakanı ve teknik sorumlu Montella ne var bunda diyebilirsiniz. Fotoğraftaki bir kişinin hangi sıfatla orada olduğu ancak kaba bir siyaset anlayışıyla açıklanabilir. Futbol bazen bir ülkenin aynasıdır. Hangi ülkede böyle bir futbol karesi olabilir ? Memleketi biz yönetiyoruz, öyleyse sporu da biz yönetiriz anlayışının görüntüsüdür. Siyasetçilerin peşine takılan medya ,bazı şirketler ve reklamları, bir partinin de katıldığı marş enflasyonu. Bir spor organizasyonunu hilal, haç savaşına dönüştürme çabalarını gördük yaşadık. Büyük hayaller kurarak, bir merkezde bestelenen şarkılarla sanki dünyayı fethetmek için yola çıkılmıştı.
İlk maçın başarısızlığı sonunda Teknik sorumlunun ‘’Önümüzdeki maçta aynı hatalar yapılmayacak ‘’ demesine rağmen ikinci maçta da başarı gelmedi. Maç öncesinde ‘’Altın Nesil’’ ‘’Bizim çocuklar ‘’dediğimiz futbolcularımız ellerini açıp dualar yapmıştı. Bazıları da siyasi simgeler olan el işaretleri yapmıştı hiçbirisi fayda etmedi. Futbolda başarı propagandayla değil doğru planlama, alt yapı, disiplin ve adaletli kadro tercihleriyle gelir. İçerde medya gücüyle oluşturulan algılar uluslararası sahada tutmuyordu. Son rakibimizin teknik sorumlusu bakın maça nasıl hazırlanmış, bizim takımı nasıl çözmüş ‘’Mesele taktik diziliş değil, oyuncuların ruhudur. Türk takımında Hakan, Arda ve İsmail arasındaki üçgeni bozduk. Paslaşmaları zayıfladı. Kenan’ın bulunduğu bölgede alan savunması yaptık. Arda nın pas yapmasını engellemeye çalıştık. Türkiye’ye karşı nasıl oynayacağımızı biliyorduk.’’ Peki Milli takımımızın sorumlusu ne dedi ? ‘’Nasip değilmiş, elimizden geleni yaptık. Olmayınca olmuyor, şanssızlık Futbolcularımızda benzer konuşmalar yapmıştı. Bizim teknik sorumlu toplumumuzu çözmüş ‘’Ben bazı Türklerden daha fazla Türküm ‘’demişti.
Spora bakış açımızı tamamen değiştirmemiz gerekiyor. Sporu bir eğlence , bir kültür gibi görmeliyiz. Aksi takdirde bir fetih rüyası gibi görmeye devam edersek insanlarımızın hayal kırıklığı, kırgınlık, küskünlük, üzüntü yaşamalarına neden oluruz. Maç kaybedildiğinde adeta savaş meydanlarında bozguna uğramış gibi oluyoruz. En tepeden, sokaktaki insanımıza kadar siyasilerin mesajları, hamaset dolu yayınlar ve sporcularımızın başarılarını bir siyasi kazanç gibi görmek ne kadar acı verici. Başarı sağlandığı zaman vezirlik, başarısız olduğunda da rezillik anlayışımızı terk etmeliyiz. Bu maçlarda en çok siyasi propaganda yapmak isteyenlerin hayalleri ‘’Suya düştü’’ Türk futbolunun sorunlarına kafa yormalıyız. Bu konuda zaman kaybetmeden çalışmalara başlanmalı. Teknik sorumludan, futbolcularımıza en önemlisi de TFF de yenilik ve değişiklik yapılmalı. Liyakat her alanda, liyakat, adalet sağlanmalı. Ve gençlerimize güvenmeliyiz. Sporu bir siyasi çıkar sağlama anlayışı derhal bırakılmalı. Herkes çok istemişti. Büyük beklenti olmuştu. Başarılı olmayı herkes istemişti. Artık aklımızı ortaya koyup anlayışlarımızı değiştirmeliyiz.