New York taki Birleşmiş Milletler binasının girişinde, ABD nin şu an savaştığı, bombaladığı İran’ın Şiraz şehrinde geçmiş zamanlarda yaşamış ünlü şairi Sadi’nin şiiri yazılıdır. Türkçesi şöyledir. ’’İnsanlarda bütün organlar birbirlerine bağlı olarak görev yaparlar. Eğer kader organlardan birine acı ve sızı verirse, diğer organların huzuru ve rahatı kalmaz. Ey insan başkalarının acılarına, felaketlerine duyarsız kalırsan sana insan demek yakışmaz.’’ Şimdi ki dünyamızda ve ülkemizdeki yaşananları Şirazlı Sadi görseydi herhalde ben bu şiiri neden yazdım ki ? diyecekti bence .

Bir Hukuk Fakültesi ilk dersin ilk dakikası. Profesör sırtını öğrencilere dönmüşken birden döner ve ilk sırada oturan öğrenciyi hiçbir neden olmadan azarlar, küçük düşürür ve dersten atar. Öğrenci şaşkındır. Arkadaşları da öyle şaşkın ve sessizdirler. Profesör yüzünü öğrencilere döner ve ‘’Sizce dünyanın en kötü suçu nedir ?‘’ diye sorar. Öğrenciler biraz ürkek ve çekinerek, cinayet , hırsızlık, ihanet gibi cevaplar verirler. Profesör hepsine hayır dedikten sonra ‘’Dünyanın en büyük suçu bir olay karşısında sessiz kalmaktır . Arkadaşınız haksızlığa uğradığında sessiz kalarak, susarak bu adaletsizliğe suç ortağı oldunuz. Sessiz kalmak haksızlığı onaylamaktır.’’ diyerek ilk dersini tamamlar. ‘’Adalet öyle bir hazine sandığıdır ki içinde anlayış, cömertlik, cesaret, hikmet ve iffet mücevherleri gizlidir ‘’ demişti Biruni. Osmanlının kuruluş felsefecisi Şeyh Edebali ise Osman Bey’e ‘’Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar bize adalet sana’’ diyerek ilk öğüdünü vermişti.

İspanyol ailenin iki oğlundan biri İspanya da diğeri Hollanda da yatırım yapıyor. Hollanda da yatırım yapan her yıl kazanıyor. İleriki yıllarda yatırım kurumu Paris te yeni açılacak olan ayakkabı fabrikasından parasının tamamıyla hisse almasını öneriyor. İspanya da ki henüz para kazanamıyor. Ayakkabı fabrikası iki yıl sonra iflas ettiğini açıklayınca hemen Hollanda mahkemelerine başvuruyor. ‘’İzin verdiğiniz ve devlet güvenceli yatırım kurumu beni yanlış yönlendirdi ve varlığımı sıfırladı ‘’diyor ve davayı kazanıyor. Devlet kaybettiği parasını veriyor. İspanya da ki hala yerinde sayıyor. Siz şimdi yatırım niyetinde olsanız Hollanda ya mı ? yoksa İspanya ya mı ? yatırım yaparsanız. Bir ülkede hukuk ve adalet varsa sermaye oraya akar. Ülkemizde her gün yabancı yatırımcılarla toplantılar yapılıyor ama gelen olmuyor. O zaman kaynağını sormadan para getirene vergi muafiyeti sözü veriliyor. Kara paralar aklanıyor. ‘’ Devleti, refahı ve medeniyeti koruyan en önemli unsur adalettir. Adaletsizliğin, haksızlığın ve hukuksuzluğun sadece bir mülk gaspı değil, doğrudan devletin çöküşünü, toplumun yıkımını hazırlayan bir sürecin başlangıcıdır. ‘’ Mukaddime İbni Haldun. Konfüçyüs ise’’ Devletin refahı parayla değil, adaletle ölçülür’’ demişti.

Genç Kaymakam yeni atandığı ilçenin insanlarının henüz kendisini tanımadığını düşünerek gezmeye çıkar. Parkları, caddeleri sokakları dolaşır. Dinlenmek için küçük bir sokaktaki çay ocağına oturur ve bir çay söyler. O sırada omzunda boya sandığı olan çocuk ayakkabılarını boyamasını önerir. Kaymakam kabul eder ve başlar fırçalamaya. O sırada Kaymakam çok iyi boyarsan sana ücretin iki katını veririm diyerek çocuğu hoşnut etmeyi düşünür. On iki yaşındaki çocuk ‘’Ben hep aynı boyarım’’ demişti. Kaymakam nasıl yani deyince, Öğretmenimiz bize ‘’Çocuklar ne iş yaparsanız yapın, ama herkese aynı yapın kesinlikle ayrım yapmayın ‘’diyerek tembih etti. Ben ayrıca bu parayla anneme ilaç alacağım sana ayrım yaparsam, o ilaç anneme şifa getirmez dedi. Kaymakam hiç beklemediği ilk dersini almıştı. Ağlamamak için kendini zor tuttu. Boyacı çocuğa cebindeki en büyük parayı verirken birde kartını vermişti. Çocuğa o dürüstlüğü ve adil davranmayı öğreten öğretmenini ziyaret etti. Çocuktan duyduğu ‘’Bizde herkese aynı olur’’ cümlesini hiç unutmamak için masasındaki isimliğinin arkasına yazdırmıştı. Bu davranışını sürdürdü zaman zaman zor durumlarda kalmasına rağmen. İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmaktır. Adalet erdemlerin kraliçesidir. Kötülüklerin hakim ve kötülerin kaybetmediği bir toplumda çocuklara ahlakı öğretmek çok mümkün değildir. Adaletin ve hukukun hakim olduğu bir sosyal düzende gerçek bir ahlak eğitimini başarabiliriz.

Yazıma İranlı bir şairin sözüyle başlamıştım. İranlı başka bir şair ve filozofun sözüyle de bitiriyorum.

‘’ADALET EVRENİN RUHUDUR’’… Ömer Hayyam..