Bazı metinler vardır ki sadece mürekkeple değil, bir milletin karakteriyle yazılır. 12 Mart 1921, işte o karakterin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ayakta alkışlanarak tarihe mühürlendiği gündür. Bugün, İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105. yıl dönümünü kutlarken, sadece bir "marşı" değil, bir varoluş belgesini anıyoruz.
Ödülü Reddeden Bir Vakur Duruş
İstiklal Marşı’nı anlamak için önce Mehmet Akif’i anlamak gerekir. Ankara’nın ayazında, Taceddin Dergahı’nın soğuk duvarları arasında o dizeleri kaleme alırken, sırtında paltosu bile olmayan bir şairden bahsediyoruz. Marş için verilen para ödülünü “milletin destanı para ile yazılamaz” diyerek kabul etmemesi, onun vatan ve dava bilincinin en güçlü örneklerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Bu vakur duruş, aslında marşımızın ruhunu özetliyor

Mehmet Akif, Taceddin Dergahı'nda İstiklal Marşı'nı Kaleme Alırken.
"Hangi Çılgın Bana Zincir Vuracakmış? Şaşarım!"
Marşımız, "Korkma" diye başlar. Bu, sadece bir söylem değil; yüzyıllardır hür yaşamış bir milletin genetik kodudur. Akif, o günlerde sadece ordunun değil, umudu tükenmekte olan bir halkın da kalbine dokunmuştur. Bugün modern dünyada karşımıza çıkan her türlü zorluğa karşı ihtiyacımız olan o sarsılmaz güç, hala o on kıtanın içinde saklıdır.

Kurtuluş Savaşı cephelerinde ve halk arasında İstiklal Marşı'nın yankısı.
Allah Bu Millete Bir Daha İstiklal Marşı Yazdırmasın
Akif, ömrünün son demlerinde kendisine sorulan bir soruya o meşhur cevabı verir: "O marş bir daha yazılamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım." Ve ekler o unutulmaz duasını: "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!"

Bugün çevremize baktığımızda; sınır hattımızda yükselen tansiyonu, İran ve çevresindeki savaş tamtamlarını ve bölgedeki belirsizliği gördükçe, Akif’in "Korkma" nidasının sadece bir şiir değil, stratejik bir pusula olduğunu daha iyi anlıyoruz.
105 yıl önce "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!" diyen irade, bugün de sınırlarımızın bekası ve bölge barışı için ihtiyacımız olan yegane güçtür.
Akif’in dediği gibi; "Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var." Etrafımızdaki savaş bulutları ne kadar yoğun olursa olsun, bu milletin birliğini ve istiklalini koruma kararlılığı hiçbir zaman sarsılmayacaktır.