Ne Öğrendin, Nasıl Geçti Hayatın?
Ruhunun derinliklerine inerken hüzünlerin, değişti mi dünya görüşlerin? İçindeki yangınlarla yaşadın yaşaman gereken mecburi saatleri. Yaşaman gereken ne varsa yaşamalıydın o anda. Aşkların, tutkuların, hayranlıkların her ne varsa yaşanmalıydı aslında.
Kim engelledi seni ? Toplumların görünmeyen, sadece hisle korkutan baskısı mı caydırdı?
Ne zaman öğreneceksin mutlu olmayı, kedersiz gülmeyi? Herkesten yediğin darbelerin artık canına tak ettiğini anladığın gün mü? Yoksa en yakınından birinin öldüğünü gördüğün anda mı?
‘ O zaman daha çocuktum’ diye başladığın sözlerinin bitiminde şimdiki yaşının verdiği duygusallıkta: ‘Vay be’ nasıl da geçmiş zaman dediğin anda işte orda, hayata yeniden başla. Hayatını akışa bıraktığında, hayallerini erteleme. Anladın artık zamanı tutamıyorsun. Bekletemiyorsun senin anına senin için yazılanları, yaşanacak olan yaşayacağın duyguları silemiyorsun. Artık son nokta olan ; En büyük yaşındaki en küçük duygularla ömrünün sonuna geldiğini görüyorsun.
RUHUN GİBİ
Hani o köhne gemi vardı ya
Üzerinde adın yazan
Çok uzaklara gitti de
Bir daha dönmedi hani.
Açılmıştık ya sonsuz denizlere
Yüzemeden o derin gölgeye
Üstümüzdeki o güneş
Öyle bir yakmıştı ya.
Sen demiştin ya o gözlerin
Can çekişirken bedenin
Kanamıştı ya heryerin
Bir daha hiç yüzemeden
Bilmediğin o gemiye binip gittin…