MCBÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Doktora Öğrencisi sayın Yusuf Aydın’ın, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Manisa Şubesi’nin üç aylık süreli yayını Dijital Manisa Dergisi (Kültür Sanat-Edebiyat dergisi), Ocak-Şubat-Mart 2026,1. Sayısında “Sıradışı Bir Eğitimci İbrahim Çiçek (1927-2021)” adlı çalışmamızı değerlendirmiştir. Kendisine ve Dergi ynetimine çok teşekkür ederim.

Biyografi çalışmamızla ilgili Yusuf Aydın’ın değerlendirmesi şöyledir:

Ekran Görüntüsü 2026 09 02 114931

“Türk eğitim tarihinde Cumhuriyet dönemi öğretmenliğinin sahadaki yansımalarnı biyografik bir çerçevede ele alan çalışmalar, özellikle son yıllarda belirgin bir artış göstermiştir.

Bu bağlanda Şaban Çetin'in kaleme aldığı “Sıradışı Bir Eğitimci İbrahim Çiçek (1927-2021)” adlı eser, yalnızca bir öğretmenin hayat hikâyesini aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'de köy eğitimi, Cumhuriyet ideolojisi öğretmenlik mesleğinin toplumsal işlevi üzerine önemli veriler sunmaktadır. Eser, eğitimci kimliğiyle öne çıkan İbrahim Çiçek'in yaşam serüvenini tarihsel, kültürel ve pedegojik bağlam içerisinde değerlendiren kapsamlı bir biyografi niteliğindedir.

İbrahim Çiçek, 1927 yanda Manisa'nın Gördes ilçesine bağı Borlu Nahiyesinde dünyaya gelmiş; Cumhuriyet'in erken dönem eğitim politikalarının şekilendirdiği kuşak içerisinde yetişmiştir.

Eserin birinci bölümü "Ailesi Çocukluğu ve Eğitimi (1927-1936) başlığı altında kurgulanmış "Ailesi, Çocukluğu ve Eğitimi (1936-1948)” alt başlıklarıyla Çiçek'in yetişme çevresi ayıntılı biçimde ele alınmıştır. Bu bölümde kırsal yaşamın sosyo-ekonomik imkânları, aile yapası ve erken dönem eğitim tecrübeleri berlikte değerlendirilerek bireysel biyografi ile dönemin yapısal şartları arasında ilişki kurulmuştur. Bu yaklaşım, metne toplumu ve dönemi yansıtan bir belge özelliği de kazandırmaktadır.

İkinci bölümde "Öğretmenlik Yılları (1947-1975)” başlığı altında Çiçek'n mesleki hayatı ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Bu kısm, Cumhuriyet dönem taşra öğretmenliğinin şartlarını yansıtması bakımından dikkat çekicidir. Öğretmenin yalnızca sınıf içi bir aktör olmadığı, aynı zamanda köyün kültürel rehberi, idari destekçisi ve toplumsal dönüşümün öncüsü olarak konumlandığı görülmektedir. Çiçek'in öğretmenliği bir meslekten ziyade toplumsal sorumluluk alanı olarak kavraması, kitapta sıkça vurgulanan "öğretmenin emeklisi olmaz” anlayışıyla somutlaşmaktadır. Bu yaklaşım, Cumhuriyet öğretmenliğinin idealist ve fedakár yönünü gösteren önemli bir unsurdur.

Üçüncü bölüm "Emeklilik Yıllan'na ayrılmış olup, Çiçek'in üretkenliğinin meslek hayatıyla sınırlı kalmadığını göstermektedir. Emeklilik döneminde de araştırma faaliyetlerini sürdürmesi, yerel kültür çalışmalarına katkı sağlaması ve genç araştırmacılara rehberlik etmesi onun çalışkan ve idealist yönünü açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle eser, öğretmen kimliğinin yaşam boyu süren bir misyon olarak nasıl içselleştirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Dördüncü bölüm "Araştırma Yöntemleri ve Eserleri” başlığını taşmakta: "Araştırma yöntemleri", "Eserleri", "Eserlerinin Önemi ve Örnek Metinler”, "Yazdığı Dergi ve Gazeteler” alt başlıklarıyla Çiçek'in ilmi ve kültürel üretimi sistematik bir biçimde değerlendirilmektedir.

Bu yapı, eserin yalnızca biyografik bir anlatı olmadığını, aynı zamanda bir akademik ve kültürel birikim çalışması niteliği taşıdığını göstermektedir. Özellikle eserlerinin içerik analizi ve örmek metinlere yer verilmesi, araştırmacılar açsından önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Kitabın sonunda yer alan "Kaynakça” kısmı; “Yazılı Kaynaklar", "Sözlü Kaynaklar" ve "internet Kaynakları" şeklinde tasnif edilmiştir. Ayrıca "Tanıyanların Kaleminden İbrahim Çiçek” başlıklı bölüm, sözlü tarih unsurların metne dâhil edildiğini göstermekte, hatıralar ve tanıkıklar aracılığıyla biyografiyi çok boyutlu bir yapıya kavuşturmaktadır. Bu bölüm, bireysel hafıza ile toplumsal hafıza arasındaki ilişkiyi görünür kılması bakımından da dikkat çekicidir.

Metin boyunca kırsal eğitim ortamlarının fiziki şartları, materyal eksiklikleri ve öğretmenin çok yönlü rolü ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Öğretmenin kimi zaman idareci, kimi zaman rehber, kimi zaman da köyün kültürel temsilcisi olarak görev yapması, Cumhuriyet dönemi öğretmenliğinin karakteristik özellikleinden biri olarak sunulmaktadır.

Saban Çetin'in anlatım dili sade ve akıcıdır. Akademik terminolojiye aşı derecede başvurmadan kaleme alınmış olması, eserin hem akademik çevreler hem de genel okuyucu kitlesi tarafindan rahatlıkla okunabilmesini sağlamaktadır.

Sonuç olarak “Sıradışı Bir Eğitimci İbrahim Çiçek (1927-2021)”, Cumhuriyet dönemi öğretmenliğinin idealist ruhunu bireysel bir yaşam öyküsü üzerinden görünür kılan, yerel eğitim tarihine katkı sunan ve biyografi yazımını tarihsel analizle birleştiren önemli bir çalışmadır. Eser, Türkiye'de köy eğitimi geleneğinin öğretmenlik mesleğinin toplumsal hafızadaki yerini anlamak isteyen araştırmacılar için değerli bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.”