Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), son yıllarda daha sık konuşulan ama hâlâ en çok yanlış anlaşılan nörogelişimsel durumlardan biridir. “Göz teması kurmuyor”, “konuşmuyor”, “bizi duymuyor” gibi cümlelerle tarif edilen bu çocuklar, çoğu zaman yalnızca dışarıdan görünen davranışlarıyla değerlendirilir. Oysa otizm, bir davranış sorunu ya da ebeveyn tutumuyla açıklanabilecek bir durum değildir. Otizm; beynin bilgiyi algılama, işleme ve dünyayla ilişki kurma biçimindeki farklılıktır.

Otizmi Asıl Tanımlayan Nedir?

Otizmde temel güçlük, çocuğun çevresiyle karşılıklı ve esnek ilişki kurma alanındadır.

Bu durum en çok üç ana başlıkta kendini gösterir:

•Sosyal iletişim ve etkileşim

•Dilin işlevsel kullanımı

•İlgi alanları ve davranışlarda esneklik

Ancak bu alanlardaki farklılıklar her çocukta aynı şekilde ve aynı düzeyde görülmez. Bu nedenle “spektrum” kavramı kullanılır. Otizmli bir çocuk, dünyayı bizim algıladığımızdan farklı bir duyusal ve bilişsel pencereden deneyimler.

Belirtiler: Neye Bakılır?

Otizm belirtileri erken çocukluk döneminde ortaya çıkar; ancak fark edilme zamanı çocuğun bireysel özelliklerine ve çevresel koşullara göre değişebilir.

Sosyal İletişim Alanında

•İsmi söylendiğinde her zaman dönmeme

•Ortak dikkat kurmakta zorlanma

•Jest ve mimikleri sınırlı kullanma

•Karşılıklı oyun ve etkileşimde zorlanma

Dil ve İletişim Alanında

•Konuşmanın gecikmesi ya da farklı seyretmesi

•Dili iletişimden çok tekrar amacıyla kullanma

•Söylenenleri birebir yineleme (ekolali)

•İletişimde sözel olmayan yolları tercih etme

Davranış ve İlgi Alanlarında

•Tekrarlayıcı hareketler

•Rutinlere aşırı bağlılık

•Değişikliklere yoğun tepki

•Sınırlı ama yoğun ilgi alanları

Bu belirtiler çocuğun zekâ düzeyiyle ya da ebeveyn ilgisiyle doğrudan ilişkili değildir.

Otizm Bir “Davranış Sorunu” mudur?

Hayır. Otizmde görülen davranışlar, çocuğun çevreye uyum sağlama çabasının bir sonucudur. Örneğin;

•Göz teması kurmamak ilgisizlik değil, duyusal yüklenmeden kaçınma olabilir.

•Tekrarlayıcı hareketler “alışkanlık” değil, kendini regüle etme yoludur. Bu nedenle otizmde amaç, davranışı bastırmak değil; davranışın işlevini anlamaktır.

Tanı ve Erken Müdahale Neden Önemlidir?

Otizm tanısı klinik gözlem ve gelişimsel değerlendirme ile konur. Tek bir test ya da kısa bir gözlem yeterli değildir.

Erken tanı:

•Çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının doğru belirlenmesini

•Ailenin doğru yönlendirilmesini

•Çocuğun potansiyelinin desteklenmesini sağlar

Erken müdahale, otizmi “ortadan kaldırmaz”; ancak çocuğun iletişim, sosyal etkileşim ve uyum becerilerini anlamlı biçimde destekler.

Tedavi mi, Destek mi?

Otizm için “tek bir tedavi” yoktur. Burada doğru kavram destekleyici müdahalelerdir.

•Bireyselleştirilmiş eğitim programları ile desteklenmiş özel eğitim

•Dil ve iletişim destekleri

•Duyusal düzenleme çalışmaları

•Aileye yönelik psikoeğitim

İlaç tedavisi, otizmin kendisi için değil; eşlik eden dikkat, kaygı, öfke ya da uyku sorunlarında genellikle gündeme gelir.

Aileye Düşen En Kritik Nokta

Otizmli bir çocuk için en koruyucu unsur, anlaşıldığını hissetmesidir. Sürekli düzeltmeye çalışılan değil, ihtiyaçları fark edilen çocuk gelişir. Otizm, ebeveyn hatası değildir. Ne fazla ilgiyle ne de eksik sevgiyle açıklanabilir. Otizm bir eksiklik değil; farklı bir nörogelişimsel organizasyondur. Bu çocuklar dünyayı bizimkinden farklı algılar; ama bu, daha az hissettikleri ya da daha az bağ kurabildikleri anlamına gelmez. Biz yetişkinlerin görevi, onları “bizim gibi” yapmaya çalışmak değil; kendi potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri alanı açmaktır. Bu haftayı burada noktalayalım… Haftaya yine çocukların dünyasına birlikte bakmak ümidiyle. Kendinize iyi bakın.