Silgiyi defterin üzerinde hırsla bastıran o çocuğu görmüşsünüzdür.
Yazdığı harfi beğenmediği için sayfayı yırtan…
Yanlış cevap verdiğinde yüzü kızaran…
Oyunda kaybedince gözleri dolan…
Dışarıdan bakıldığında küçük bir hata gibi görünür.
Ama o çocuğun içinde yaşanan şey yalnızca yanlış yapmak değildir.
Bir değer sarsılmasıdır.
Bazı çocuklar için hata,
“yanlış bir şey yaptım” anlamına gelmez.
“Ben yanlışım” anlamına gelir.
Hata Neden Bu Kadar Ağır Gelir?
Klinikte bu tabloyu en sık üç temel dinamikte görürüz.
1️⃣ Mükemmeliyetçilik
Bu çocuklar başarı odaklı değil, kusursuzluk odaklıdır.
En ufak hatayı büyütür, siler, tekrar yapar, yine beğenmez.
Çünkü zihninde şu inanç yerleşmiştir:
“Yeterince iyi olmazsam değerim azalır.”
Kusursuzluk mümkün olmadığı için de çocuk sürekli tehdit altındadır.
2️⃣ Performansla Koşullanan Sevgi Algısı
Bazı çocuklar açık baskı görmez.
Ama sürekli değerlendirildiğini hisseder.
Notlar konuşulur.
Başarı alkışlanır.
“En iyisi sensin” denir.
Bu iyi niyetli cümleler bazen çocuğun zihninde şu mesajı bırakır:
“İyi olduğum sürece seviliyorum.”
Bu nedenle hata, akademik bir durum olmaktan çıkar;
bağlanma tehdidine dönüşür.
3️⃣ Kırılgan Benlik Algısı
Bazı çocuklar hatayı davranıştan ayıramaz.
Yanlış cevabı, yanlış kimlikle birleştirir.
“Yanlış yaptım” yerine
“Ben yetersizim” der.
Bu noktada mesele not değil;
özgüvenin dayanıklılığıdır.
Ebeveynler Farkında Olmadan Ne Yapıyor Olabilir?
İki uç tutum bu kırılganlığı besleyebilir:
🔹Aşırı koruyuculuk
Çocuk zorlanmadan müdahale edilir.
“Ben yapayım.”
“Yorulma.”
Bu mesaj şunu öğretir:
“Tek başıma yapamam.”
🔹Aşırı eleştirellik
“Daha dikkatli ol.”
“Bu ne biçim yazı?”
“Kardeşin yapmış.”
Bu mesaj şunu öğretir:
“Hata yaparsam değerim azalır.”
Her iki durumda da çocuk risk almaktan kaçınır.
Çünkü hata onun için güvenli değildir.
Peki Ne Yapmalı?
Çocuğa verilmesi gereken temel mesaj şudur:
Hata, kimliğe değil davranışa aittir.
Bunu öğretmenin yolu;
•Kendi hatalarımızı saklamamak
•Süreci sonucu kadar takdir etmek
•Çabayı görünür kılmak
•“Olmadı” yerine “Birlikte başka yol deneyelim” diyebilmek
Çocuk zamanla şunu öğrenir:
Yanlış yapabilirim ve hâlâ değerliyim.
Ne Zaman Dikkatli Olmalıyız?
Eğer çocuk:
•Küçük hatalarda yoğun ağlama krizine giriyorsa
•Denemekten tamamen vazgeçiyorsa
•Okuldan kaçınmaya başladıysa
bu tablo yalnızca mükemmeliyetçilik olmayabilir.
Kaygı bozukluğu ya da özgül öğrenme güçlüğü eşlik ediyor olabilir.
Erken fark etmek, çocuğun benlik algısını korur.
Mükemmel görünen çocuklar,
çoğu zaman en sessiz kırılanlardır.
Sağlıklı özgüven hatasızlıktan değil,
hata sonrası ayağa kalkabilmekten doğar.
Biz çocuklara kusursuz olmayı değil;
yanlış yapma cesaretini öğretmeliyiz.
Bu haftayı burada noktalayalım…
Haftaya yine çocukların dünyasına birlikte bakmak ümidiyle.
Kendinize iyi bakın.