Yaklaşık bin beş yüz yıl önce doğudan gelen ordular, üzüm ve zeytin deryalarından geçerek şimdiki şehrimiz üzerinden Sardes ‘e doğru yürümüşlerdi. Sardes’in güneyindeki ulaşılamaz olarak bilinen tepedeki şu an yıkılmakta olan Akrapol’u alarak yüz elli yıllık zenginliğe son vermişlerdi. Lidya yıkılmıştı. Bu zafer Persler ‘in ‘’ölümsüzler ‘’dedikleri on bin askerden oluşan özel ordusu ile gerçekleşmişti. Daha sonra ,Büyük İskender rüzgarı batıdan doğuya doğru esmeye başlamıştı. Persler yıkılmıştı. İskender ‘’Ölümsüzleri ‘’dağıtmamıştı. Her savaşa taşımıştı. Perslerin devamı olan İran Şah tarafından yönetilmeye başladığında yine ‘’Cavidan Muhafızlarını ‘’kurmuştu. Cavidan ölümsüz anlamına geliyordu. Şah devrildi Molla rejimi başladı. Ölümsüzlerin devamı olan ‘’Devrim Muhafızları ‘’kuruldu. Şimdiki rejimin can damarı. Şehadet kültürüyle yetiştirilmiş özel ordu.

İran sadece böyle bir ordusuyla değil, sanatıyla, kültürüyle, edebiyatıyla, bilimiyle de köklü bir geleneğe sahiptir Rahmetli ünlü tarihçimiz Halil İnalcık ‘’İran’ı görmeden Anadolu’yu anlayamazsınız edebiyatımız, genel kültürümüz, mimarimiz İran ’sız anlaşılamaz ‘’demişti. Rahmetli İlber Ortay lı Gazneliler, Selçuklular, Safaviler, İran topraklarında kurulmuş Türkmen devletleridir’’ demişti. Şu an böyle bir devletin nasıl bu hale geldiği çok düşündürücü olmalı.

İmam Humeyni’nin eğitim ve kültür danışmanlığını yapan ve bir zaman sonra gelişmeyi ve devletin gidişatını beğenmeyen dini entelektüel, en etkili ve reformcu olan halen Almanya’da felsefe profesörlüğü yapan, dini fikirlerin değişebileceğini savunan, modern İslam düşüncesinin savunucularından Dr. Abdülkerim Şüruş şu an savaşın sürdüğü sırada yeni seçilen Ayetullah’ a bir mektup göndererek İran’ın ve İran halkının kurtuluşu için önerilerde bulunuyor. Mektupta yazılanlar şöyle.

‘’Sayın Hameney bende sizde bir gün efsane olacağız. Fakat mektuplar yazılanlar kalıcı olacak. İlk adımı atın, telaşlanmadan , rahatça bu mektupların okunmasına izin verin. Halkla konuşmanın kapısını açın. Hesabı temiz olanın hesap vermekten korkusu olur mu?. İmanın en büyük düşmanları eleştirenler değil, despotlardır. Batı üç yüz yıl dine karşı en sert ve yıkıcı muhalefet yaptı. Fakat bilgiye dayalı dindarlık halen canlıdır. Ve kiliselerin ışıkları sönmemiştir. Nerede adalet, yaratıcılık, merhamet, ve özgürlük varsa orada Tanrı vardır. Bizim tanıdığımız bildiğimiz ibadet ettiğimiz Tanrı bu nitelikle anılır. Halkın haklarına gösterilecek en küçük saygı sözlerinin dinlenmesi ve değerlendirilmesidir. Bu kapıyı açık tutun çünkü orada yüzlerce açılım var. Menfaat beklemeyen bu kalemlerin kıymetini bilin. Zamanın tokadı gelmeden önce eleştirinin helvasını bedava iken yiyin.

Dr. A. Sürüş Humeyni den ayrılmasının nedenini şöyle açıklıyordu. Şimdi anladım ki İslam Devleti diye bir kuruluş bir devlet olamaz. Dine dayalıdır. Dinin kurallarına göre hareket eder, Belki İslam demokrasisi olabilir. Şimdi bu fikri savunuyorum. İslam Devleti fikri eskimiştir ve bir despot düşüncedir. Böyle bir düşünceyi terk etmeyi öneriyorum.

‘’Konuşma ustası olarak bilinen şair ve düşünür Şirazlı Sadi şöyle diyor. Nihayet bir çoban olan devlet başkanı bile kendi yönetimi altındakilerin hizmetkarıdır. Halkına zulmeden hükümdar kendi evinin temelini kazan kişidir. Devlet Kur’an ve hadis gibi İslami kaynaklardan yola çıkarak kurulamaz. Ancak İslami değerlere uyumlu yönetim olabilir. Bir hükümdar halkını gözetirse aldığı vergi helaldir. Çünkü bu çobanlığın ücretidir. Ama halkının çobanı olmazsa zehir olsun Ona. Çünkü yediği her lokma Müslümanlardan alınmış bir lokmadır. İran halkı şimdi ABD ve İsrail baskısından dolayı birlikte olmaya çalışıyor. Ancak bu böyle gidemez içerde despot rejimin bir ordusu var. Birde devrim muhafızları var yetmedi birde Besiçler denilen sivil silahlı güçleri var. Bu tarih ve kültür abidesi kadim halk bir gün özgürlüğüne kavuşacaktır. Sadece kendi dinamikleri ve gücüyle. Bu kadim halk hak ettiği yerde yaşamayı başaracaktır. Coğrafi avantajlarını ve zenginliklerini adaletli bir şekilde paylaşacaktır. Dünya içinde temennim odur. Şu an da çıkarlarını düşünen ülkeler seslerini kısmış vaziyetteler. Durumu idare ettiklerini sanıyorlar tarih onları da yargılayacaktır.