
Ahmed Arif der ki:
"Tanı bunları,
Tanı da büyü,
Adiloş Bebe...
Bunlar, aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır.
Tanı da büyü!”
Büyük usta Nâzım:
"Bu adam,
Sattı arkadaşının kanlı kesik başını...
Bu adamın ayaklarında dolaşıyor korku,
Gölgesi gibi!"
Bak, korkak!
Bak, bezirgân!
Kadın olmakta değil mesele,
Erkek olmakta hiç değil.
Mesele adam olmakta, adam!
Millet adına çıkmışsan yola,
Kelle koltuğunda olmalı.
Ya evinde otur,
Ya adam ol.
Ne der Nazım:
“Bıraksın peşimizi evinde ağlayanların
Gözyaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar!”
Yok öyle!
Üç kuruşa makam,
Beş kuruşa mevki,
Yok öyle!
Bedel ödeyeceksin, bedel!
Sen bezirgân!
Sen korkak!
Mevki sahibi olacaksın, ha?
Yok öyle!
Bilmez misin?
Kafadan bacaklı, omurgasız amip!
Korkuyorsan demirden,
Ne diye binersin trene?
Otur ananın dizinin dibinde,
Otur eşinin dizinin dibinde!
Git saklan sandığın içine,
Çalma istikbalini milletin!
Çalma çocuklarımızın geleceğini!
Çalma torunlarımızın yiyeceğini!
Adam değilmişsin.
Mesele sübuta erdi.
Sen dönek!
Sen kaypak!
Sen kafadan bacaklı!
Sen omurgasız!
Sen, sen...
Değmezsin,
Tekmil sıfatlar anlamsız kaldı,
Seni tariflemeye,
Yürü git!
Anan giydirsin üstünü başını,
Ağustos 2026 / Salihli