Havalar iyice soğudu; camlarımızın buğusunda dışarıyı izlerken, dışarıda bizler kadar şanslı olmayan sessiz komşularımız var. Sokak hayvanları için kış, sadece bir mevsim değil, her günü büyük bir hayatta kalma mücadelesi olan zorlu bir sınav.

Termometrelerin sıfırın altına düştüğü bu günlerde, tüyleri buz tutan dostlarımızın en büyük düşmanı aslında soğuktan ziyade açlık. Vücut ısılarını korumak için normalden çok daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyorlar. Karnı doymuş bir köpek veya kedi, dondurucu soğuklara karşı bir direnç gösterebilirken, aç kalanlar için ne yazık ki kışın sonu gelmiyor.

Kapımızın önüne koyacağımız bir kap kuru mama veya artan yemeklerimiz, bizim için küçük bir hareket olsa da onlar için hayatla ölüm arasındaki o ince çizgi demek. Beton binaların arasında sığınacak bir saçak altı bile bulmakta zorlanan bu canlar, aslında sadece hayatta kalmalarını sağlayacak o küçük desteği bizden bekliyorlar.

Arabamızı çalıştırmadan önce kaputa vurmak, sadece birkaç saniyemizi alan basit bir alışkanlık ama bir kedinin canını kurtarabilecek kadar hayati. Sıcağa sığınmak için motor boşluğuna giren o küçük canları fark etmek, modern hayatın koşturmacası içinde kaybetmememiz gereken o en temel insani duyguyu, yani dikkati ve özeni temsil ediyor.

Elbette sadece beslemek yetmiyor; sığınacakları küçük, rüzgar almayan alanlar oluşturmak da çok kıymetli. Bir karton kutuyu plastik bir poşetle kaplayıp köşeye koymak bile, bir canın geceyi donmadan geçirmesine yetiyor. Apartman girişlerimizi, bahçelerimizi veya dükkanlarımızın önünü onlara kapatmak yerine, küçük bir köşeyi bu sessiz misafirlere ayırmak merhametin en somut halidir.

Unutmayalım ki, bu şehir sadece biz insanların değil. Doğadan kopardığımız her karış toprakta onların da hakkı var. Bizler sıcacık evlerimizde çayımızı yudumlarken, dışarıdaki titreyen bir canı görmezden gelmek sadece vicdani bir eksiklik değil, aynı zamanda bu gezegenin dengesine duyulan bir saygısızlıktır. Sevgi, paylaştıkça ısınan tek şeydir.

Sonuç olarak, bu sert kış günlerini sadece kendimizi koruyarak değil, koruyamadıklarımıza da el uzatarak geçirmeliyiz. Sokaktaki her bir canın gözündeki o minnet dolu bakış, dünyanın tüm soğuğunu ısıtmaya yetecek güçtedir.

Gelin, bu kışı sadece kendimiz için değil, mahallemizin o dilsiz sakinleri için de biraz daha kolaylaştıralım.