Hayatın ritmini sadece gözlerle değil, seslerle, dokunuşlarla ve en önemlisi empatiyle hissetmek mümkün; Beyaz Baston, sadece bir araç değil, bağımsızlığın ve toplumsal var oluşun en güçlü simgesidir.
Beyaz baston, bir görme engelli için sadece yön bulmaya yarayan teknik bir araç değildir. O, bir bireyin kimseye muhtaç kalmadan sokağa çıkabilme özgürlüğü, özgüveni ve toplumun içinde "ben de varım" diyebilme cesaretidir. 7-14 Ocak tarihleri arasında kutladığımız bu hafta, bizlere bu simgenin ardındaki derin anlamı bir kez daha hatırlatıyor.
Görme engelli bireylerin sosyal yaşamda karşılaştığı en büyük engel, aslında kendi fiziksel durumları değil, dış dünyadaki eksikliklerdir. Kaldırımlara park edilen araçlar, yanlış yerleştirilen reklam tabelaları veya sarı klavuz çizgilerin üzerine bırakılan eşyalar, birer engel olmanın ötesinde birer "saygısızlık" örneğidir.
Özellikle Salihli’de, son günlerde Sektör Gazetesi web sitemizde de gündeme getirdiğimiz gibi, kaldırımların "paylaşım sorunu" görme engelli vatandaşlarımız için hayati bir risk oluşturuyor. Bize gelen paylaşımlarda örneğin Şüheda ve Belediye Caddesi gibi Salihli'nin en işlek noktalarında veya sarı çizgilerin olduğu tüm sokak ve caddelerde; görme engellilerin tek rehberi olan o sarı kılavuz çizgilerin üzerine gelişigüzel park edilen motosikletler, dükkanların dışarı taşan sergileri ve hatta masalar, beyaz bastonun yolunu kesiyor. Bir görme engelli için o sarı çizgi, güvenli bir limandır; oraya bırakılan her engel, onları araç trafiğinin içine, yani tehlikenin tam ortasına itmektedir.
Bir şehri "engelsiz" yapan şey sadece rampalar veya sesli sinyalizasyonlar değildir. Asıl engelsizlik, bir görme engellinin beyaz bastonuyla güvenle yürüyebileceği bir toplumsal bilincin oluşmasıdır. Birinin yardımı olmadan fırına gidebilmek, parkta yürüyebilmek her insanın en temel hakkıdır.
Bu haftanın amacı sadece farkındalık yaratmak değil, aynı zamanda hak temelli bir bakış açısını geliştirmektir. Eğitimde, istihdamda ve teknolojide fırsat eşitliği sağlandığında, görme engelli bireylerin neler başarabildiğine her gün şahit oluyoruz. Müzikten yazılıma, spordan akademiye kadar her alanda varlar.
Toplum olarak bize düşen görev, onları "yardıma muhtaç kişiler" olarak görmek yerine, yaşamın her alanında eşit haklara sahip paydaşlar olarak kabul etmektir. Bir beyaz bastonun tıkırtısı, aslında bize bir şey söyler: "Yolumdan çekilme, sadece yoluma engel olma."
Gelin bu hafta, sadece sosyal medyada paylaşım yapmakla kalmayalım; sokağa çıktığımızda bir görme engellinin dünyasını nasıl kolaylaştırabileceğimizi düşünelim. Unutmayın, gerçek körlük gözlerin görmemesi değil, kalbin ve vicdanın duyarsızlaşmasıdır.