Gün içinde zihnimizden yüzlerce düşünce geçer. Çoğunu fark etmeyiz bile. Ama bazı düşünceler vardır ki, ruh halimizi bir anda aşağı çeker; kaygıyı, umutsuzluğu ya da öfkeyi tetikler. İlginç olan şudur:
Bizi zorlayan çoğu zaman yaşadığımız olay değil, o olaya dair zihnimizden geçen düşüncedir.
Bilişsel Davranışçı Terapi’nin temel yaklaşımı da tam burada başlar.
İrrasyonel düşünce nedir?
İrrasyonel düşünceler; gerçeği tam yansıtmayan, abartılı, katı ya da genelleyici düşüncelerdir. Zihin bu düşünceleri otomatik üretir ve kişi çoğu zaman bunları sorgulamadan doğru kabul eder.
Örneğin:
- “Hata yaptıysam kesin yetersizim.”
- “Beni aramadıysa artık umursamıyor.”
- “Kaygılanıyorsam kötü bir şey olacak.”
- “Herkes benden daha başarılı.”
Bu düşünceler kişiye gerçek gibi gelir; ama çoğu zaman kanıta değil, yoruma dayanır. Sonuçta da yoğun kaygı, suçluluk, değersizlik ya da çaresizlik duyguları ortaya çıkar.
Rasyonel düşünce ne demektir?
Rasyonel düşünce; olaylara daha dengeli, kanıta dayalı ve esnek bir bakış açısıyla yaklaşabilmektir. Ama bu, “polyannacılık” değildir. Yani her şeyi iyi görmeye çalışmak değil; gerçeği olduğu gibi değerlendirebilmektir.
Aynı durumlara rasyonel düşünceyle bakalım:
- “Bir hata yapmam, yetersiz olduğumu kanıtlamaz; bu sadece insan olduğumu gösterir.”
- “Birinin aramamış olması, değersiz olduğum anlamına gelmez; bunun benimle ilgisi olmayan pek çok nedeni olabilir.”
- “Kaygı hissetmem, kötü bir şey olacağına dair bir işaret değil; zihnimin beni korumaya çalışma biçimi.”
- “Başka insanların benden daha iyi olduğu alanlar olabilir; bu durum benim değerimi azaltmaz.”
Bu tür düşünceler, duyguları tamamen yok etmez; ama onları yönetilebilir hale getirir.
BDT burada ne yapar?
Bilişsel Davranışçı Terapi, kişiye şunu öğretir:
- Zihinden geçen otomatik düşünceleri fark etmeyi
- “Bu düşünce bir gerçek mi, yoksa bir yorum mu?” sorusunu sormayı
- Daha rasyonel ve işlevsel düşünceler geliştirmeyi
- Bu düşünce değişiminin davranışlara nasıl yansıdığını gözlemlemeyi
Bu süreçte kişi, yalnızca yaşadığı probleme değil, zihninin çalışma biçimine de yakından bakmayı öğrenir. Zamanla her düşüncenin peşinden gitmek zorunda olmadığını fark eder. Bu farkındalık, duygusal yükü hafifletir ve kişiye durup düşünme alanı açar. Terapi, sadece içinde bulunulan durumu rahatlatmakla kalmaz; benzer durumlarla gelecekte nasıl baş edileceğine dair bir yol haritası da sunar. Bu nedenle BDT, günlük hayatta sürdürülebilir bir zihinsel beceri kazandırır.
Yani BDT, düşünceyi bastırmaz; düşünceyle ilişkiyi değiştirir.
Neden bu kadar etkilidir?
Çünkü kişi şunu fark eder:
Düşünceler değiştiğinde, duygular da değişir.
Duygular değiştiğinde, davranışlar da değişir.
Davranışlar değiştiğinde ise hayat akışı farklılaşır.
Bu yüzden depresyon, anksiyete, panik, özgüven sorunları ve stresle çalışırken BDT sıkça tercih edilir.
Son söz
Zihin bazen en sert eleştirmen olabilir.
Ama aynı zihin, doğru şekilde yönlendirildiğinde en güçlü destekçin de olabilir.
Her düşünce doğru değildir.
Ve her düşünce, değiştirilemez değildir.
Bilişsel Davranışçı Terapi, insana tam da bunu öğretir.