Bayram sabahları her zaman aynı kokuyla başlar; taze demlenmiş çayın, yeni ütülenmiş kıyafetlerin ve kalpte biriken özlemin kokusuyla… Ama bazı bayramlar vardır ki, eksik başlar. Sofrada bir sandalye boş, kapıda bir bekleyiş yarım, bir ses artık gelmeyecek kadar uzaktadır. İşte o zaman anlarız; bayram sadece sevinç değil, aynı zamanda hatırlamaktır.
Bugün, aramızdan ayrılan sevdiklerimizin yokluğu en çok bayramlarda dokunur içimize. Birlikte edilen kahkahalar, paylaşılan lokmalar, bir ömürlük anılar… Hepsi kalbimizin en derin yerinde saklı. Onları unutmadan, dualarla anarak, içimizde yaşatırız. Çünkü biliriz ki; sevgi ölmez, sadece şekil değiştirir.
Ve yine bugün, yanı başımızda olanların kıymetini daha çok bilmemiz gereken bir gündür. Aynı sofraya oturabildiğimiz, bir sarılmayla içimizin ısındığı, göz göze geldiğimiz her an aslında bir bayramdır. Ertelediğimiz sevgiler, söyleyemediğimiz sözler, tutulmayan eller… Hepsi zamanın içinde kaybolmadan kıymetini bilmemiz gereken emanetlerdir.
Bayram; küskünlükleri unutturmak, kalpleri birleştirmek, sevgiyi çoğaltmaktır. Bir mesajla, bir ziyaretle, bir tebessümle bile olsa gönüllere dokunabilmektir. Çünkü bazen en büyük bayram, birinin kalbinde yer bulabilmektir.
Bugün hem geçmişe bir dua, hem bugüne bir şükür, hem de yarına bir umut bırakalım. Gidenleri rahmetle analım, kalanlara sımsıkı sarılalım. Çünkü hayat, paylaştıkça güzelleşir ve bayram, sevgiyle anlam bulur.
Bayramın; özlemle yoğrulmuş, sevgiyle büyümüş, umutla aydınlanmış olsun.