2025 yılına veda etmeye hazırlanırken, sadece bir takvim yılını değil, insanlık tarihinin belki de en hızlı dönüşüm süreçlerinden birini geride bırakıyoruz.

Yapay zekanın hayatın her hücresine sızdığı, küresel ekonominin yeniden şekillendiği ve jeopolitik dengelerin sarsıldığı bir yılı devirdik. Şimdi önümüzde, henüz yazılmamış sayfalarıyla 2026 duruyor. Ancak 2026, sadece yeni bir yıl değil; 2025’te ekilen tohumların meyve vereceği ya da fırtınaya dönüşeceği bir "hasat mevsimi" olmaya aday görünüyor.

2025, yapay zekanın bir "vaat" olmaktan çıkıp günlük hayatın standart bir parçası haline geldiği yıl oldu. İş yapış şekillerimizden yaratıcılık tanımımıza kadar her şey kökten değişti. 2026’da ise bu teknolojinin sadece kolaylık sağlayan bir araç değil, toplumsal yapıları ve istihdam modellerini zorlayan bir güce dönüşmesini bekliyoruz. Artık mesele teknolojiyi kullanmak değil, bu devasa hızın içinde "insan" kalabilme becerisini geliştirmek olacak.

Siyasi arenada 2025, çatışmaların ve barış arayışlarının iç içe geçtiği yorucu bir yıldı. 2026’ya devreden en büyük miras ise belirsizlik. Büyük güçlerin stratejik hamleleri, ticaret savaşları ve bölgesel ittifakların yeniden tanımlanması, yeni yılın haritasını çizecek. Dünya, artık eski kuralların işlemediği ama yeni kuralların da henüz tam konulmadığı bir "ara dönem" sancısı çekiyor. Bu sancının 2026’da daha da belirginleşeceği aşikâr.

Geride bıraktığımız yıl, iklim krizinin artık uzak bir gelecek senaryosu değil, kapımızdaki gerçek olduğunu bize sert doğa olaylarıyla hatırlattı. 2026, sürdürülebilirlik söylemlerinin yerini somut ve zorunlu eylemlere bırakmak zorunda olduğu bir yıl olacak. Yeşil enerjiye geçiş ve karbon ayak izi tartışmaları, artık sadece şirketlerin prestij meselesi değil, hayatta kalma stratejisinin tam merkezinde yer alacak.

Tüm bu küresel ve teknolojik karmaşanın ortasında, 2026’nın asıl kahramanı yine bireyin kendisi olacak. Değişime adapte olabilen, eleştirel düşünme yetisini koruyan ve en önemlisi umudunu yitirmeyenler için bu belirsizlikler aslında birer fırsat barındırıyor. Yeni yıl, bize yeni zorluklar getirebilir; ancak biz de 2025’ten aldığımız derslerle daha donanımlı ve daha dirençliyiz.

Takvimin her yeni yaprağı, biraz da bizim ona ne yüklediğimizle anlam kazanacaktır.