Yüzyılın depremi olarak adlandırdığımız deprem afetinin üzerinden 3 uzun yıl geçti.Bu süre zarfında devlet ve millet işbirliğinde , afet bölgesinde zarar gören 11 ilde binlerce konut tekrar yapılmış, sosyal yardımlar aksatılmadan yerlerine ulaştırılmıştır.Ülke genelinde vatandaşların afet anında ve sonrasında kenetlendiği ancak afet gerçekleşmeden önce afet bilincine sahip olma noktasında ise istenen ölçüde motivasyona sahip olmadığı görülmektedir.

6 Şubat Deprem gününden bugüne kadar olan süre zarfında yapılanlara göz gezdirelim.
Depremden sonra ülke genelinde o anki atmosferin etkisiyle binlerce vatandaşımız e-devlet üzerinden AFAD gönüllü sistemine üye olarak Temel AFAD Gönüllüsü olmuştur.Bu gönüllülerden bir kısmı ikinci aşama olarak yüz yüze eğitimlerini tamamlayarak Destek AFAD Gönüllüsü olmaya hak kazanmıştır. Yapılan yeni çalışma ile bireysel Uzman AFAD Gönüllüsü olma yolu açılmıştır. Özellikle İstanbul Depremi hazırlıkları kapsamında 100.000 Arama Kurtarma Gönüllüsü hedefine ulaşılmış durumdadır.

Diğer yandan Sivil Toplum kuruluşları üzerinden ise Akredite Ekipler oluşturularak afetle mücadelede ulusal kapasite en üst noktaya getirilmeye devam etmektedir. Örneğin sadece Milli Eğitim Bakanlığı İl Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan MEB AKUB birimlerinde arama kurtarma gönüllüsü eğitimci sayısı 10.000 rakamına ulaşmıştır.
Afetlerde en önemli direnç noktasının yaşam alanlarının olması, can kayıplarının bina ve eklentilerinin çökme ve yıkılması nedeniyle olduğu gerçeğinden hareketle ilgili mevzuat güncellenmiş ve denetim noktasında daha da sıkı tedbirler alınmaya başlanmıştır.
AFAD tarafından eğitimleri verilen Afet Farkındalık eğitimcileri, eğitim talep eden kurum ve kuruluşlarda, okullarda vb. farkındalık eğitimlerine hız kesmeden devam etmektedir.
Özellikle İRAP planları üzerinden yapılan güncel çalışmalarla afet riskleri kontrol altında tutulmaya devam etmektedir. İRAP planı nedir kısaca değinelim. İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP), ilin afetselliğini ve afetlerin olası etkilerini ortaya koyan ve bu etkileri en aza indirebilmek için afetler olmadan yapılacak çalışmaları eylemler biçiminde gösteren, sorumluları tanımlayan bir plandır. Belirli dönemlerde il ve ilçenin sahip olduğu afet risklerine göre güncellenir. Örneğin İRAP planında yer alan Salihli ilçesi Taytan Mahallesi Taşkın Riski ile ilgili kısımlar en son yaşanan aşırı yağışlar sonucunda Salihli ilçesinin hangi bölgelerinde su taşkını yaşandığı göz önüne alınarak tekrar güncellenecektir. Dere yataklarının alışılmışın dışında su taşımında hangi mahallelerde hangi zararların oluştuğunu son dönem şahit olduk.Vatandaşların yaşadığı alanlarda acil durumlarda ne yapmalarını bilmeleri açısından yerel yönetimlere büyük görev düşmektedir.
Yerel yönetimlerin afete hazırlık noktasındaki sorumluluklarına geldiğimizde Türkiye’de yerel yönetimler, felsefesi gereği yerel halka en yakın birimlerdir. Kuşkusuz bu yönüyle doğal afetlerde “hazırlık ve zarar azaltma” çalışmaları bağlamında ve afetlere dirençli yerel halk yapılanmasında önemli role sahip birinci derecede sorumlu idari birimlerdir. Nitekim bu konularda yerel yönetimlerin sorumluluklarına yönelik yerel mevzuat incelendiğinde; 5393 Sayılı Belediye Kanunu, 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun ilgili maddelerinde risk yönetiminin hazırlık aşamaları, afet sonrası müdahale ve iyileştirme süreçleri gibi afet yönetimi modeli prensipleri ve yönetişim felsefesi öne çıkmaktadır.(Yerel Yönetimlerde Afete Hazırlık ve Zarar Azaltma Sorumlulukları .Gülhan Ş.)
Örneğin 5393 sayılı kanunun 53 ve 69’uncu maddeleri doğrudan afet ve afet yönetimi konusuyla ilgilidir. Bu maddelere göre belediyeler: “Yangın, sanayi kazaları, deprem ve diğer doğal afetlerden korunmak veya bunların zararlarını azaltmak amacıyla beldenin özelliklerini de dikkate alarak gerekli afet ve acil durum plânlarını yapar, ekip ve donanımı hazırlar.
Acil durum plânlarının hazırlanmasında varsa il ölçeğindeki diğer acil durum plânlarıyla da koordinasyon sağlanarak ve ilgili bakanlık, kamu kuruluşları, meslek teşekkülleriyle üniversitelerin ve diğer mahallî idarelerin görüşleri alınır.
Belediye, belediye sınırları dışında yangın ve doğal afetler meydana gelmesi durumunda, bu bölgelere gerekli yardım ve destek sağlayabilir (m.53).
Kısacası yerelde yapılacak iş çok. En azından acil durumda ihtiyaç duyulacak acil barınma alanlarının belediye tarafından yer tespitinin yapılması ve acil durumlar için hazır tutulması afet yoğun coğrafyada yaşayan vatandaşların en büyük hakkı ve talebidir.
İzmir ilinde pek çok belediye bünyesinde itfaiye teşkilatı dışında arama kurtarma ekipleri kurularak AFAD tarafından akredite edilirken Manisa ili belediyelerinde Yunusemre belediyesi hariç nedense bir ağırdan alma, önemsememe havasının hakim olduğunu üzülerek görmekteyiz.
Bu durumun öneminin ve aciliyetinin farkında olunması dileğiyle…
Sağlıkla kalın. Hazırlıklarımız tam günlerimiz afetsiz olsun.