Şubat ayının sonlarına yaklaşırken, kışın o sert yüzü yavaş yavaş yerini ılık rüzgarlara ve toprağın uyanışına bırakıyor. İlk cemrenin havaya düşmesiyle birlikte doğadaki o gizli hareketlilik artık gözle görülür hale geldi.
Bahar, sadece ağaçların çiçek açması demek değildir; aynı zamanda insan ruhunun da tazelenmesi, umutların yeniden yeşermesi ve hayatın her şeye rağmen devam ettiğinin en güzel kanıtıdır.
Cemrelerin sırayla havaya, suya ve toprağa düşmesi, aslında kadim bir takvimin bize fısıldadığı müjdedir. Salihli’nin bereketli topraklarında bu uyanışı izlemek her zaman çok keyiflidir. Dallardaki tomurcuklar, güneşin yüzünü daha sık göstermesi ve kuş cıvıltıları, bize kışın o kasvetli havasından sıyrılma zamanının geldiğini hatırlatıyor. Doğa, sessizce kendi devrimini gerçekleştirirken bizler de bu ritme ayak uydurmalıyız.
Bu yıl baharın gelişiyle birlikte, manevi dünyamızı aydınlatan Ramazan ayının huzurunu da aynı günlerde yaşıyoruz. Doğadaki uyanış, sofralarımızdaki bereket ve gönüllerimizdeki paylaşma arzusuyla birleşiyor. Baharın taze nefesiyle Ramazan’ın sakinleştirici ruhu bir araya gelince, toplum olarak birbirimize daha sıkı sarılmanın, yardımlaşmanın ve hoşgörünün kıymetini daha iyi anlıyoruz.
Baharın gelişi, sadece çevremizi değil, zihnimizi de temizlemek için bir fırsattır. Eski alışkanlıklardan, karamsarlıktan ve bizi yoran her türlü negatif duygudan arınmanın tam vakti. Tıpkı doğanın üzerindeki ölü toprağı atması gibi, biz de içimizdeki "bahar temizliğini" yapmalı; yeni yıla başlarken kurduğumuz hayalleri bu taze enerjiyle yeniden canlandırmalıyız.
Sonuç olarak, doğanın bu büyük dönüşümü bize her zaman umutlu olmamız gerektiğini öğretiyor. Ne kadar sert bir kış geçerse geçsin, sonunda çiçeklerin açacağı o sabah mutlaka gelir. Salihli’nin o güzel bahar akşamlarına, bereketli sofralarına ve güneşli sabahlarına kucak açarken; hepimizin hayatında yeni ve güzel çiçeklerin açmasını temenni ediyorum. Baharınız bereketli, gönlünüz ferah olsun.