Türkiye’de deprem gündemi yeniden tartışılırken, Prof. Dr. Osman Bektaş ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan dikkat çeken açıklamalar geldi. İki uzman farklı bölgelerdeki fay ve sismik hareketliliklere ilişkin değerlendirmeleriyle öne çıktı.
Osman Bektaş: “Deprem olmaz denilen yer değil”
Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz Sahil kesimine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bölgenin sanıldığı gibi deprem riski bulunmayan bir alan olmadığını belirtti.

Bektaş, Doğu Karadeniz kıyısının üç farklı tektonik hareketin kesişme alanında bulunduğuna dikkat çekti. Bu hareketleri batıya doğru kaçış, kuzeye yani Karadeniz üzerine itilme ve düşey yükselme olarak sıralayan Bektaş, yılda yalnızca birkaç milimetrelik hareketlerin dahi uzun yıllar içerisinde faylarda gerilim birikmesine ve deprem oluşmasına yol açabileceğini ifade etti.
Bektaş ayrıca AFAD'ın 2018 yılında bölgenin deprem çekincesini artırdığına dikkat çekti. Buna göre mühendislik açısından Doğu Karadeniz sahilinde 6,6 büyüklüğü mertebesinde bir deprem ve 0,2-0,3 g yer ivmesinin dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Bektaş'ın değerlendirmeleri, Trabzon-Maçka çevresinde meydana gelen 2,1 büyüklüğündeki depremle ilgili paylaşımıyla da gündeme geldi. Kandilli verilerine göre 7 kilometre derinlikte meydana gelen depremi “küçük ama anlamlı bir kayıt” olarak değerlendiren Bektaş, Trabzon ve çevresinde deprem üretebilen aktif fay sistemlerinin bulunduğunu belirtti.
Üşümezsoy: “Depremi yanlış faya yazıyorlar”
Deprem tartışmalarının bir diğer adresi ise Marmara Denizi oldu. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son dönemde Adalar'ın güneyinde meydana gelen depremlerin Adalar Fayı'nın aktif olduğuna kanıt olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.

Üşümezsoy, Adalar'dan Küçükçekmece'ye uzandığı öne sürülen yaklaşık 90 kilometrelik fayın aktif olduğu görüşüne katılmadığını belirterek, bu bölgede yaşanan depremlerin farklı ve daha genç faylarla ilişkilendirilmesi gerektiğini savundu.
Adalar Fayı'nın aktif olmadığını ileri süren Üşümezsoy, Marmara'daki ikincil fay kollarında meydana gelen depremlerin Adalar Fayı'nda gerçekleşmiş gibi yorumlandığını ifade etti.
Üşümezsoy ayrıca 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Bakırköy, Kartal ve Adalar'ın güneyinde meydana gelen çok sayıdaki depremin de bu şekilde yorumlandığını belirterek, söz konusu hareketlerin farklı fay yapılarıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İki uzmanın açıklamaları farklı bölgeleri işaret etse de ortak noktada buluşuyor: Türkiye'nin farklı bölgelerinde meydana gelen sismik hareketlerin, bölgenin tektonik yapısı ve fay özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak açıklamalar uzmanların kendi değerlendirmeleri olarak öne çıkıyor; deprem konusunda kesin zaman ve yer tahmini yapılması mümkün değil.



