Özer açıklamasında 'Çiftçi-Sen’in hesaplarına göre 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzümün yalın maliyeti kilogram başına en az 93 TL’dir. Üreticinin ayakta kalabilmesi ve insanca yaşayabilmesi için bu maliyetin üzerine kâr ve yaşam payı eklenerek referans taban fiyatın en az 151,50 TL olması gerekmektedir. Salihli Ziraat Odası Başkanı da girdi maliyetlerinin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 60-70 arttığını belirterek 7 numara için en az 150 TL çağrısı yapmıştır. Mazot 55 TL’den 83 TL’ye fırlamış, gübre, ilaç ve işçilik yevmiyeleri (kesici 1.550 TL, serici ve bandırma 2.000 TL bandında) katlanmıştır. Buna rağmen TARİŞ’in açıkladığı brüt 80 TL, maliyetin bile altındadır. Bu fiyatla üretici ürününü satarsa zarar eder; satmazsa borç batağına saplanır. İkisi de uçurumdur.
Üstelik 2024 yılında TARİŞ Üzüm Birliği Başkanı, 7 numara için 1 Ağustos’ta 100 TL avans fiyatı açıklamış ve erken açıklamanın üreticinin ‘önünü görebilmesi’ için yapıldığını söylemişti. 2025’te 9 numara için 120 TL bandı konuşulmuştu. 2026’da ise kalite ayrımı yapılmadan brüt 80 TL ile başlanması, hem geçmiş vaatlerle hem de maliyet gerçeğiyle açıkça çelişmektedir. TARİŞ üreticinin kurumuysa, üreticinin en zayıf anında güçlü davranmak zorundadır. 80 TL, güçlü davranış değil; üreticiyi yalnız bırakmaktır.
TMO ise hâlâ suskundur. 1 Eylül itibarıyla hasat başlamış, ürün sergiye inmişken TMO’nun hangi fiyatla, hangi kapasiteyle ve hangi tarihte piyasaya gireceği belli değildir. AKP hükümeti ve Tarım ve Orman Bakanı, her sezon aynı senaryoyu sahnelemektedir: Hasat başlar, üretici borç baskısı altında panikler, tüccar ve kooperatif fiyatı dibe çeker, TMO ise ‘piyasa bozulduktan sonra’ geç müdahale eder. 2025 yılında da aynen böyle olmuş, 17 Eylül’de 120 TL açıklanmış, alımlar 22 Eylül’e bırakılmıştı. Bu yıl da aynı ihmal tekrarlanmaktadır. Bu bir gecikme değil, bilinçli bir tercihtir.
Oysa aynı iktidarın kendi ağzından çıkan sözler ortadadır. 2022 yılında Cumhurbaşkanı, TMO’nun 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını 27 TL olarak açıklarken, fiyatın hasat döneminin başında ilan edilmesinin gerekçesini açıkça ‘üreticinin emeğinin hakkını alması ve istismarın önlenmesi’ olarak belirtmişti. Bugün aynı ilke neden uygulanmamaktadır? Hasat başlamışken TMO’nun hâlâ sessiz kalması, geçmişteki vaatlerle bugünkü uygulama arasında utanç verici bir çelişkidir.
AKP Manisa Milletvekili, 15 Ağustos 2026’da yaklaşık 307 bin tonluk rekolte beklendiğini, TMO’nun devreye girip girmeyeceği konusunda görüşmeler yapıldığını ve fiyatın ‘en kısa zamanda’ açıklanacağını söylemişti. Bugün 1 Eylül’dür. ‘En kısa zaman’ hâlâ gelmemiştir. Ürün tüccarın ve kooperatifin eline geçtikten, 80 TL’lik avansla satışlar başladıktan sonra mı açıklanacaktır? Bu belirsizlik tesadüf değildir; siyasi bir tercihtir. Ortaya çıkan yıkımın siyasi ve idari sorumluluğu, yürütme erkini kullanan AKP hükümetine ve Tarım ve Orman Bakanı’na aittir.
AKP Salihli İlçe Başkanı’na da özellikle sesleniyoruz. Kendisi Ziraat Fakültesi mezunu, geçmişte tarım danışmanlığı yapmış, uzun yıllardır zirai ilaç ve gübre sektöründe faaliyet gösteren bir isimdir. Belediyenin sinek ve böcek ilaçlaması konusunda bu kadar duyarlı, bilgili ve ilgili davranan bir sorumlunun, Salihli ve Ege üzüm üreticisinin geleceğini doğrudan ilgilendiren bu ağır fiyat skandalı karşısında neden bilgisiz, ilgisiz ve düşüncesiz bir tutum sergilediğini anlamak mümkün değildir. Sinek ve böcek ilaçlamasına gösterdiği hassasiyeti, bağcının alın terine, maliyetine ve geleceğine neden göstermemektedir? Sahayı bilen bir ilçe başkanının kamuoyuna somut bir fiyat değerlendirmesi, net bir çözüm önerisi ve TMO ile TARİŞ’e yönelik açık bir çağrı ortaya koymaması kabul edilemez. 17 Ağustos’ta üreticilerle saha ziyareti yapılmış, sorunlar dinlenmiştir. Artık üreticinin ihtiyacı yalnızca dinlenmek değil; belediyenin sinek ilaçlamasına duyarlı olan bir siyasi temsilciden kendi hükümetine, TMO’ya ve TARİŞ’e açıkça seslenmesidir. Sinek için duyarlı, üretici için suskun bir yaklaşım, üreticiyi yalnız bırakmaktan başka bir anlama gelmez.
Buradan Tarım ve Orman Bakanlığına, TMO yönetimine, TARİŞ’e ve siyasi iktidara somut sorular yöneltiyoruz:
1. TMO 2026 sezonunda kuru üzüm alacak mı? Alacaksa kaç noktada, hangi tarihte, hangi kapasiteyle alım yapacak?
2. Hangi kalite için hangi fiyat uygulanacak? 7 numara ve 9 numara için taban fiyat nedir?
3. TARİŞ’in açıkladığı brüt 80 TL, 93 TL’lik yalın maliyetin altında kalırken üreticinin zararını kim karşılayacaktır?
4. Üretim maliyetleri hesaplanırken gübre, ilaç, mazot, işçilik, sulama, finansman ve kurutma giderleri hangi verilerle dikkate alındı?
Bizim talebimiz net ve tavizsizdir: TMO, çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını derhal açıklamalı; üreticiyi piyasanın ve kooperatifin insafına bırakmayacak, maliyetin üzerinde ve sürdürülebilir üretimi mümkün kılacak bir referans fiyat oluşturmalıdır. TARİŞ de 80 TL’lik bu sefalet fiyatını gözden geçirmeli; kalite bazlı, maliyetin üzerinde bir avans ve nihai fiyat sistemi ilan etmelidir. Alım merkezleri Salihli başta olmak üzere üretimin yoğun olduğu ilçelerde yeterli kapasiteyle faaliyete geçirilmelidir. 150 TL’nin altındaki her fiyat, bağcılığı bitirme fiyatıdır. 80 TL ise uçurum fiyatıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir kilogram üzümün fiyatı değildir. Mesele, Ege’nin bağcılık kültürünün devam edip etmeyeceği; gençlerin tarımda kalıp kalmayacağı; binlerce ailenin borcunu ödeyip ödeyemeyeceği; Türkiye’nin dünya kuru üzüm pazarındaki üretim gücünü koruyup koruyamayacağıdır. Üreticiyi her yıl aynı belirsizliğe ve düşük fiyata mahkûm eden bu yönetim anlayışı, tarımı ve üreticiyi sistematik olarak tasfiye etmektedir.
AKP hükümeti, Tarım ve Orman Bakanı, TMO yönetimi, TARİŞ ve yerel sorumlular bu sürecin hesabını vermelidir. Üretici sahipsiz değildir. Üreticinin emeğinin, maliyetinin ve geleceğinin hesabını sormaya; karar vericilerden zamanında, şeffaf ve ölçülebilir bir tarım politikası talep etmeye devam edeceğiz. Bu sefalet fiyatı ve ihmalkârlık son bulana kadar mücadelemiz sürecektir.' dedi.





