EKONOMİ

Yargıtay'dan milyonları ilgilendiren emeklilik kararı! O zorunluluk tarih oldu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun emsal niteliğindeki kararı, emeklilik planı yapan milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiriyor. Kararla birlikte sigortalıların farklı kurumlarda bulunan prim günlerini birleştirmeye zorlanamayacağı hükme bağlanırken, emeklilikte kişinin iradesinin esas alınacağı vurgulandı.

Abone Ol

Emeklilik planlayanları yakından ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan gelen ezber bozan emeklilik kararının detaylarını SGK Başuzmanı İsa Karakaş açıkladı.

Türkiye Gazetesi'ndeki yazısında Karakaş, sosyal güvenlik dünyasında bomba etkisi oluşturan kararın, emeklilik hayali kuran milyonlarca sigortalıya rehber olacak nitelikte bir içtihatla sonuçlandığını belirtti.

"SİGORTALILARIN FARKLI KURUMLARDAKİ PRİM GÜNLERİNİ BİRLEŞTİRMEYE ZORLANAMAYACAĞINA HÜKMETTİ"

Karakaş yazısında

"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sigortalıların farklı kurumlardaki prim günlerini birleştirmeye zorlanamayacağına, kişinin kendi iradesinin her şeyin üstünde olduğuna hükmetti. "Gönülsüz yenen aş ya karın ağrıtır ya baş" misali, SGK’nın zoraki hizmet birleştirme dayatmaları yargı duvarına tosladı" ifadelerini kullandı.

Karakaş, 'milyonları etkileyecek emsal nitelikte' olarak belirttiği kararın ve davanın ayrıntılarını şu şekilde aktardı:

"Davacı sigortalı; SSK bünyesinde 6730 gün, Emekli Sandığı’nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2092 gün prime esas çalışma gerçekleştirdi. 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik (tahsis) talebinde bulundu. SSK şartlarına göre 25 yıllık sigortalılık süresini ve 5000 prim gününü fazlasıyla doldurmuştu. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, "Son 7 yıllık hizmet süren Bağ-Kur ağırlıklı, o yüzden Bağ-Kur’dan emekli olmalısın ve 9000 günü tamamlamalısın" diyerek davacıyı bir yıl daha bekletti. Üstelik daha ağır şartlarla, daha düşük bir emekli aylığı bağladı.

Davacı ise Bağ-Kur hizmetleri hesaba katılmaksızın, sadece SSK ve Emekli Sandığı süreleri üzerinden SSK şartlarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasını ve uğradığı zararın faiziyle tahsilini talep ederek yargı yoluna başvurdu. SGK ise "İşlemler mevzuata uygun, dava süre aşımından reddedilmeli" savunmasını yaptı.

İş Mahkemesi, emsal kararlara da atıfta bulunarak tarihî bir tespitte bulundu:

"Sigortalı, hizmet birleştirmesine zorlanamaz. Hak sahibinin iradesine üstünlük tanınması asıldır." Mahkeme, Bağ-Kur dışlandığında son 7 yılda SSK hizmetinin öne çıktığını belirterek davanın kabulüne hükmetti. Davacıya 1 Nisan 2002 itibarıyla aylık bağlanması gerektiği tespit edildi ve biriken fark ile faiz alacağının tahsiline karar verildi"

SGK vekilinin yerel mahkeme kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından titizlikle incelendiğini belirten Karakaş, İstinaf dairesinin, İlk Derece Mahkemesinin verdiği kararın hem usul yönünden hem de yürürlükteki yasalar yönünden tamamen hukuka uygun olduğunu belirlediğini aktardı. Karakaş

"'Aklın yolu birdir' düsturuyla hareket eden istinaf mahkemesi, SGK’nın başvurusunu esastan reddederek yerel mahkemenin kararını onadı" dedi.

SGK'nın temyiz başvuru üzerine dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin önüne geldiğini ve Özel Daire'nin, inceleme sonucunda ezber bozan bir usul itirazında bulunduğunu belirten Karakaş

"Daireye göre; davacı dava dilekçesinin sonuç kısmında sadece "SSK hizmetleri doğrultusunda emekli maaşı bağlanmasını" istemişti. Mahkemenin Emekli Sandığı (5434 sayılı Kanun) hizmetlerini de hesaba katarak bilirkişi raporu alması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki "taleple bağlılık" ilkesine aykırıydı. 10. Hukuk Dairesi, Emekli Sandığı günlerinin de dışarıda bırakılarak sadece SSK üzerinden hesaplama yapılması ve kurumun usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozdu" ifadelerini kullandı.

Devamında Karakaş

"İş Mahkemesi, Yargıtay’ın bu bozma kararına karşı direnerek âdeta bir hukuk dersi verdi. Mahkeme; dava dilekçesinin sadece sonuç kısmına bakılmaması gerektiğini, dilekçenin başlangıç ve açıklama kısmında 'Bağ-Kur dışındaki Emekli Sandığı ve SSK süreleri gözetilerek aylık bağlanması' talebinin açıkça yer aldığını belirtti. Mahkeme, 'Zararın neresinden dönülse kârdır ancak talebin özü zaten budur' diyerek ilk kararında ayak diredi ve direndi" dedi.

SGK'nın direnme kararını temyiz etmesiyle dosyanın en yüksek yargı merci olan Hukuk Genel Kurulu'nun önüne geldiğini belirten Karakaş,

"Kurul öncelikle davacının duruşma talebini HMK madde 369 ve 373 uyarınca (direnme kararlarının temyizinde duruşma yapılamayacağı gerekçesiyle) reddetti" ifadelerini kullandı.

Devamında Karakaş,

"Genel Kurul, HMK’nın 24. maddesindeki "Tasarruf İlkesi" ve 119. maddesindeki "Dava dilekçesinin unsurları" üzerinden derin bir analiz yaptı. Ön inceleme tutanağının yargılamanın yol haritası olduğunu vurgulayan Kurul, somut olayda davacının niyetinin net olduğunu belirtti: Davacı, yalnızca kendisini mağdur eden Bağ-Kur hizmetlerinin birleştirilmemesini istemişti; Emekli Sandığı hizmetlerinin dışlanmasına yönelik bir talebi yoktu.

Dava dilekçesinin bütünü incelendiğinde yerel mahkemenin talebi aşmadığı, aksine tam yerinde bir karar verdiği sonucuna varıldı. Netice olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İş Mahkemesi’nin direnme kararını usul ve yasaya uygun bularak haklı gördü" dedi.

KARARIN EMEKLİLİKTEKİ ÖNEMİNİ AÇIKLADI

Bu kararın, sosyal güvenlik hukukunda bir devrim olduğunu vurgulayan Karakaş, yıllarca farklı statülerde (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) çalışıp en son çalıştığı kurumun ağır şartlarına mahkum edilen binlerce vatandaş için bir çıkış kapısı olduğunu belirtti.

"Yargı bu kararla, 'Kurumların dayatması değil, vatandaşı lehine olan hak ve irade esastır' demiştir" diyen Karakaş, birden fazla sigorta statüsü olanların, artık işlerine gelen, kendilerine en yüksek maaşı ve en erken emekliliği sağlayan statülerin birleştirilmesini talep edebileceğini, istemediklerini sistemin dışında tutabileceğini aktardı.