Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Sanko Enerji A.Ş. lehine verdiği “ÇED Olumlu” kararına karşı açılan davada, Manisa 2. İdare Mahkemesi oybirliğiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Söz konusu proje, bölgede iki adet Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurulmasını ve bu santralleri beslemek amacıyla tam 28 adet yeni jeotermal kuyu açılmasını kapsıyordu. Toplamda 84 adet kuyu planlamasıyla bölgeyi adeta abluka altına alacak projeye, mahkemenin atadığı tarafsız bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor dur dedi. Bilirkişi raporunu hükme esas alan mahkeme, projenin çevreye ve insan sağlığına telafisi imkansız zararlar vereceğini tescilledi.
"Büyük Ova ve Zeytinlik Alanları Doğrudan Tehdit Altındaydı"
Dava sürecini ilk günden bu yana bölge halkıyla birlikte omuz omuza yürüten Salihli Çevre Derneği Avukatı Yıldıray Çıvgın, mahkemenin verdiği tarihi karara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kararın bilimsel gerçeklere dayandığını vurgulayan Av. Çıvgın, projenin tarım toprakları üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Proje sahasının tamamı 5403 sayılı Kanun kapsamında 'Sulu Mutlak Tarım Arazisi' niteliği taşıyor ve koruma altındaki 'Büyük Ova Koruma Alanı' sınırları içerisinde yer alıyor. Ayrıca bu bölge, Zeytincilik Kanunu gereğince korunması zorunlu olan 3 kilometrelik mesafe içinde. Yoğun bağ ve zeytinlik arazilerimizin ortasına yapılmak istenen bu proje, tarımsal üretimi doğrudan ve geri dönülemez bir şekilde yok etme riski taşıyordu. Mahkeme bu gerçeği görerek çok haklı bir karar verdi."
"ÇED Raporunda Büyük Eksiklikler ve Arsenik Tehlikesi Vardı"
Hazırlanan ÇED raporundaki teknik ve bilimsel eksikliklerin mahkeme tarafından da onaylandığını belirten Av. Yıldıray Çıvgın, bölgeyi bekleyen halk sağlığı tehditlerini şu sözlerle aktardı:
"Şirketin hazırladığı dosyada jeofizik veriler, yer altı modellemeleri ve kümülatif etki analizleri tamamen eksikti. En önemlisi de işletme aşamasında havaya salınacak olan Hidrojen Sülfür (H₂S) gazının nasıl bertaraf edileceğine dair net hiçbir çözüm sunulmamıştı. Gediz Havzası halihazırda bor ve ağır metal baskısı altındayken, bu projenin hayata geçmesi toprağa ve yer altı sularına birinci sınıf kanserojen olan inorganik arsenik karışması demekti. Bu durum, bölge halkında kronik zehirlenmelere ve kanser vakalarına davetiye çıkaracaktı. Hukuk, bu çevre katliamına geçit vermedi."
"Bu Başarı Geleceğine Sahip Çıkan Salihli Halkınındır"
Elde edilen yürütmeyi durdurma kararının sadece hukuki bir zafer olmadığını, Salihli halkının ortak iradesinin bir sonucu olduğunu belirten Av. Yıldıray Çıvgın, dayanışma gösteren herkese teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı:
"Manisa 2. İdare Mahkemesi, anayasal bir hak olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını korudu ve telafisi güç zararlar doğmaması adına bu talanı durdurdu. Bu başarı; toprağına, suyuna ve havasına sahip çıkan, bizlerle adliye koridorlarında ve meydanlarda omuz omuza duran Salihli halkının, köylülerimizin ve çevre gönüllülerimizin ortak zaferidir. Haklı mücadelemizde yanımızda olan, bu büyük dayanışmayı gösteren herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak unutulmamalı ki bu bir başlangıç. Topraklarımızın tamamen özgürleşmesi ve bu projenin tamamen iptal edilmesi için hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Salihli sahipsiz değildir."




