“AKP Salihli İlçe Başkanı’nın bugün Marmara Gölü üzerinden yaptığı açıklamayı hayretle takip ettik.” Diyen Özer, ‘Öncelikle herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; bugün “Marmara Gölü yeniden canlanıyor” diyerek propaganda yapanlar, yıllardır bu bölgenin feryadına kulaklarını tıkayanların ta kendisidir. Marmara Gölü kururken neredeydiniz?’ dedi
Özer, açıklamasında şunları söyledi. “Çiftçi üretim yapamaz hale gelirken, balıkçılar ekmeğini kaybederken, kuşlar yuvasız kalırken, ekosistem yok olurken hangi çözümü ürettiniz? Danıştay kararlarıyla burasının “sulak alan” niteliği açıkça ortadayken, göl tamamen kurutulup DSİ ve TİGEM eliyle göl arazileri tarıma açılırken neredeydiniz? Bölge halkının yıllardır kullandığı topraklara, iktidarın gücüne dayanarak adeta çökercesine el konulmaya çalışılırken neredeydiniz? İnsanların kendi köylüsüyle, komşusuyla karşı karşıya bırakıldığı süreçlerde neden sustunuz? Bugün çıkıp doğayı savunuyormuş gibi konuşanlar, dün Marmara Gölü’nü kaderine terk edenlerdir.
Şimdi soruyoruz:
Marmara Gölü’ne verilen su gerçekten gölü kurtarmak için mi bırakılıyor, yoksa baraj doluluk seviyesi kritik noktaya ulaştığı için mi bu adım atılıyor? Çünkü herkes biliyor ki bugün yaşanan durum; doğanın, yağışların ve ekolojik dengenin kendi kendini yeniden toparlama çabasıdır. Siz ise her zamanki gibi doğanın kendini iyileştirme sürecini siyasi propaganda malzemesine dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Bölge halkının, bilim insanlarının, çevrecilerin ve yerel yönetimlerin sunduğu çözüm önerilerine yıllarca sırtınızı döndünüz. Her çağrıyı siyasi hesaplarla değerlendirdiniz. Marmara Gölü’nü korumayı değil, siyasi rant sahasına çevirmeyi tercih ettiniz. Üstelik bölge belediyelerimiz olan Ahmetli Belediyesi, Gölmarmara Belediyesi ve Salihli Belediyesi; kaymakamlık ve valilik koordinasyonunda yapılan görüşmelerde, gölü yaşatmak adına regülatörlerin elektrik giderlerinin karşılanması konusunda sorumluluk almaya hazır olduklarını açıkça ortaya koymuşken siz yine ortada yoktunuz. Bugün çıkıp sahiplenmeye çalıştığınız mücadelede, o gün çözüm üretenlerin değil, seyredenlerin tarafındaydınız. Bugün çıkıp “su aktarımı başlıyor” diyerek hamaset yapmak, yılların ihmalkârlığını örtmez.Sizin “yük” olarak gördüğünüz regülatörlerin elektrik maliyetlerini, biz doğayı kurtarma mücadelesinin bir parçası olarak gördük. Çünkü bizim anlayışımızda mesele birkaç pompanın faturası değil; bir bölgenin geleceği, üreticinin emeği ve ekolojik yaşamın korunmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; Marmara Gölü’nün yalnızca bir su birikintisi değil, bu coğrafyanın vicdanı, tarımı ve doğal yaşamı olduğunu savunduk. Çevre derneklerinin, üreticilerin, kooperatiflerin ve bölge halkının yanında olduk. Siz ise yıllarca günü kurtaran açıklamalarla, algı siyasetiyle ve bolca hamasetle vakit kaybettiniz. Bugün vatandaş artık şunu açıkça görmektedir: AKP’nin yıllardır sürdürdüğü menfaatçi, günübirlik ve ayak oyunlarına dayalı siyaset anlayışı toplumun vicdanında karşılığını kaybetmiştir. Doğa; propaganda ile değil, samimiyetle korunur. Çiftçi; sloganla değil, gerçek destekle ayakta kalır. Ekosistem; seçimden seçime hatırlanacak bir vitrin değildir. Marmara Gölü üzerinden siyasi kahramanlık hikâyesi yazmaya çalışanlara tavsiyemiz şudur: Önce yıllardır neden sustuğunuzun hesabını verin”