Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Diri Fay Haritası-2026, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve kurumun 91. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen programda kamuoyuyla paylaşıldı.

Tanıtım toplantısında konuşan MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, 2022 yılında yatırım programına alınan güncelleme projesinin kapsamlı saha çalışmaları ve akademik araştırmalar sonucunda tamamlandığını söyledi.
Diri fay sayısı 485'ten 700'e çıktı
Yeni haritada dikkat çeken en önemli değişikliklerden biri, Türkiye genelindeki diri fay sayısındaki artış oldu.
Vedat Yanık, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak."

Deprem risk analizlerinde kullanılacak
MTA tarafından hazırlanan güncel harita ve sayısal veri tabanının, başta deprem tehlike analizleri olmak üzere birçok stratejik alanda kullanılacağı belirtildi.
Küresel ölçekte enerji, maden ve kritik ham madde rekabetinin giderek arttığını belirten Yanık, yer bilimlerinin önemine dikkat çekti.
Yanık konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor."
Türkiye'nin Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer aldığına işaret eden Yanık, aktif tektonik yapının güncel verilerle ortaya konulmasının yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik olduğunu söyledi.

Yanık, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."






