Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özgür Karaoğlu liderliğindeki bilimsel çalışmalar, Türkiye’nin aktif fay sistemleri ile yer altındaki magma yapıları arasındaki ilişkiye dair yeni bulgular ortaya koydu.

Prof. Dr. Özgür Karaoğlu ekibiyle birlikte, daha önce TÜBİTAK destekli proje kapsamında Türkiye’nin en genç volkanik alanlarından biri olan Kula Volkanizması’nı mercek altına almıştı. 2021 yılında başlayan ve üç yıl süren araştırmada, Salihli’ye yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Kula volkanlarının altında 5-30 kilometre derinlikte 8 magma odası tespit edilmişti.

Bölgede son volkanik aktivitenin yaklaşık 4 bin 700 yıl önce gerçekleştiği belirlenirken, magma odalarının yüzeye yakın olması ve bölgedeki aktif faylarla ilişkisi nedeniyle magmatik hareketlilik açısından izlenmesinin önemine dikkat çekilmişti.

Bu kez araştırmanın adresi Doğu Anadolu
Prof. Dr. Karaoğlu liderliğinde Türkiye, İngiltere, İsviçre, İsveç, İtalya ve Rusya’dan bilim insanlarının katkısıyla gerçekleştirilen yeni araştırmada ise Erzincan’ın doğusu ile Bingöl’ün Yedisu ve Tunceli’nin Ovacık ilçeleri arasındaki bölge incelendi.

Nature Portfolio bünyesindeki Communications Earth & Environment dergisinde 12 Şubat 2026’da yayımlanan çalışmada, yüksek çözünürlüklü sismik tomografi ve üç boyutlu sayısal modelleme yöntemlerinden yararlanıldı. Araştırma sonucunda Erzincan Havzası ve Karlıova Üçlü Eklem bölgesi altında iki ayrı sığ magma rezervuarı tespit edildi.

Çalışmada batıdaki rezervuarın Erzincan Havzası altında, doğudaki rezervuarın ise Karlıova Üçlü Eklem bölgesinde bulunduğu belirlendi. Batıdaki rezervuar çevresinde sismik aktivitenin daha sınırlı olduğu, doğudaki rezervuarın çevresinde ise daha belirgin ve sürekli sismisite görüldüğü kaydedildi.

Fay hareketleri magma sistemlerini etkileyebilir
Araştırmacılar, iki rezervuarın farklı sıcaklık ve eriyik oranlarına sahip olabileceğini değerlendirirken, Kuzey Anadolu Fayı boyunca gerçekleşen hareketlerin magma rezervuarlarının çevresinde çekme gerilmeleri oluşturabileceğine dikkat çekti.

Üç boyutlu modellemeler, bu gerilmelerin rezervuarların kırılmasını ve magma damarlarının yukarı doğru ilerlemesini kolaylaştırabileceğini ortaya koydu. Çalışmada, söz konusu sürecin başlangıçta magma kaynaklı aşırı bir basınç bulunmasa dahi meydana gelebileceği belirtildi.

Ancak araştırmacılar, elde edilen bulguların belirli bir tarihte deprem ya da volkanik patlama yaşanacağı anlamına gelmediğinin altını çizdi. Çalışmanın temel olarak aktif faylar ile yer altındaki magma sistemlerinin birlikte değerlendirilmesi ve bölgedeki sismik-magmatik hareketliliğin düzenli biçimde izlenmesi gerektiğine işaret ettiği vurgulandı.

Salihli-Kula’daki 8 magma odasının ardından yeni keşif
Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürütülen bu çalışmalar, aktif faylarla magma sistemleri arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması açısından önem taşıyor. Daha önce Salihli-Kula Jeopark Alanı’nda 8 magma odasının belirlenmesinin ardından şimdi de Erzincan Havzası ve Karlıova Üçlü Eklem bölgesi altında iki sığ magma rezervuarının tespit edilmesi, Türkiye’nin yer altındaki magmatik yapılarının sanılandan daha geniş bir araştırma alanı sunduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, özellikle Erzincan Havzası çevresindeki magma-fay etkileşiminin bölgenin sismik ve olası volkanik tehlikelerinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.





