Başevirgen, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirerek, milyonlarca emekli ve çalışanın giderek derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya bırakıldığını savundu.
Yazılı bir açıklama yapan Başevirgen, TÜRK-İŞ tarafından açıklanan 35 bin 759 liralık açlık sınırına dikkat çekerek, en düşük emekli maaşının zam sonrasında dahi bu rakamın oldukça altında kalacağını söyledi.
“Bu Zam Değil, Yoksulluğun Resmileştirilmesidir”
Haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başevirgen, ENAG’ın yıllık enflasyonu yüzde 51,49, TÜİK’in ise yüzde 32,11 olarak açıkladığını hatırlattı. En düşük emekli maaşının enflasyon oranlarıyla birlikte 23 bin 552 liraya yükseleceğini belirten Başevirgen, şunları kaydetti:
“Yeni zam oranlarıyla bile emekli, açlık sınırının yaklaşık 12 bin lira altında gelir elde edecek. Bu zam değil, yoksulluğun resmileştirilmesidir. İktidar milyonlarca emekliye açıkça ‘açlık sınırının altında yaşayacaksınız’ diyor. Bir ömür çalışmış insanların maaşı artık bırakın insanca yaşamayı, temel ihtiyaçlarını karşılamaya bile yetmiyor.”
“Asgari Ücret Enflasyon Karşısında Eriyor”
Asgari ücretin yılın ilk altı ayında ciddi bir alım gücü kaybına uğradığını öne süren Başevirgen, çalışanların enflasyon karşısında korunamadığını ifade etti.
Ocak ayında belirlenen asgari ücretin reel değerinin yaklaşık 5 bin lira azaldığını savunan Başevirgen, “Asgari ücretli maaşını almadan kaybediyor. İşçinin cebinden altı ayda yaklaşık 5 bin lira eksildi. Buna rağmen ara zam taleplerinin gündeme dahi alınmaması, milyonlarca çalışanın yaşadığı ekonomik sıkıntının görmezden gelindiğini gösteriyor” dedi.
“Vatandaş TÜİK Verileriyle Değil, Hayat Pahalılığıyla Karşı Karşıya”
TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarının vatandaşın günlük yaşamındaki maliyet artışlarını yansıtmadığını savunan Başevirgen, temel tüketim ürünleri ve hizmetlerdeki fiyat artışlarının devam ettiğini belirtti. “Marketteki fiyatlar düşmüyor, kiralar düşmüyor, faturalar düşmüyor. Vatandaş açıklanan tablolarla değil, mutfağındaki yangınla yüzleşiyor” diyen Başevirgen, ekonomik krizin yükünün emekliler, işçiler ve memurların omuzlarına bırakıldığını ileri sürdü.




