Sorunun vatandaşın değil, plansızlık olduğuna vurgu yapan Uygun “Şehrimizde trafik ve düzensiz park sorunuyla ilgili yerel basında zaman zaman çeşitli eleştiriler ve değerlendirmeler görmekteyim. Ancak bu tartışmalarda dikkat çeken ve artık görmezden gelinemez hale gelen başka bir gerçek daha vardır. Yapılan haberlerin neredeyse tamamında sorumluluk yalnızca vatandaşlarımıza yüklenirken, şehrin temel sorunlarına karşı duyarsız kalan yerel yönetim anlayışı artık ciddi bir problem haline gelmiştir. Asıl konuşulması gereken konu da budur. Çünkü bugün ülkemizde CHP belediyeciliğinin hâkim olduğu birçok şehirde benzer tabloyla karşılaşılmaktadır: sorunlara kalıcı çözümler üretmek yerine günü kurtaran uygulamalar, plansız büyüyen şehirler, çözülemeyen trafik ve otopark problemleri… Netice ise ne yazık ki çoğu yerde değişmemektedir. Maalesef Salihli’de de vatandaşlarımız, sorunlara her zamanki gibi sırtını dönen yerel yönetim anlayışının sonuçlarını yaşamaktadır. Çünkü mesele sadece bir aracın yanlış yere park edilmesi değildir. Mesele; yıllardır büyüyen şehirde yeterli otopark üretilememesi, trafik akışını rahatlatacak planlamaların yapılamaması, şehir merkezinin yükünü azaltacak alternatif merkezlerin oluşturulamaması ve ulaşım vizyonunun günübirlik uygulamalara sıkışmasıdır” dedi.
“Bugün ortaya çıkan tabloyu sadece “vatandaş saygısızlığı” olarak okumak kolaycılıktır” diyen Uygun “Vizyoner belediyecilik; sorun oluştuktan sonra şikâyet etmek değil, o sorunları önceden öngörüp çözüm üretme sorumluluğudur. Yerel yönetimlerin görevi de tam olarak burada başlar; ulaşım master planlarıyla, otopark yatırımlarıyla, alternatif güzergâhlarla ve şehir merkezinin yükünü azaltacak projelerle bu sorunları kalıcı şekilde çözebilmektir. Çünkü siz çözüm üretmediğinizde vatandaş da alternatifsizlikten, hatta meselenin özüyle çaresizlikten kendi çözümünü üretmeye başlar. Yol kenarına bırakılan araçlar da artar, kaldırıma çıkan motosikletler de artar, düzensiz parklar da artar. Çünkü plansızlığın olduğu yerde bireysel refleksler devreye girer. Bu nedenle bugün yaşanan tablo yalnızca bireysel hata değil; aynı zamanda şehir yönetimindeki eksik planlamanın da doğal sonucudur. Salihli bugün mevcut yerel yönetimden şehir merkezinin yükünü azaltacak uygulamalar oluşturmasını beklerken, aksine mevcut yükü daha da artıran uygulamalarla karşı karşıyadır. Merkez Pazar Yeri’nde kurulan Çarşamba Pazarı’nın yanına bir de Cuma Pazarı’nı eklemek, şehirde zaten büyüyen trafik sorununa adeta körükle gitmektir. Haftanın belirli bir gününde şehir merkezinde oluşan yoğunluk artık geçici bir sıkışıklık olmaktan çıkmış, günlük yaşamı zorlaştıran kronik bir probleme dönüşmüştür. Oysa Cuma Pazarı’nın Kurtuluş Pazar Yeri’ne taşınması sağlansa, hem şehir merkezindeki trafik yükü ciddi ölçüde azalacak hem de mevcut keşmekeşin önemli bir kısmı daha oluşmadan önlenmiş olacaktır. Bunun yerine yükü tek noktada toplamaya devam etmek; çözüm üretmek değil, sorunu büyütmektir. Bununla da yetinilmeyip artık ayda kaç gün kurulduğunu hesaplayamadığımız panayır çadırlarının kent meydanına doldurulması; hem şehir trafiğini felç etmekte, hem bölge esnafını zor durumda bırakmakta hem de Salihli’nin şehir estetiğine ve turizm vizyonuna ciddi zarar vermektedir. Şehir meydanları günü kurtaran görüntülerle değil; planlama, düzen ve kimlik duygusuyla yönetilmelidir” diye konuştu.
Uygun sözlerine şöyle devam etti “Şehrin trafiğini planlamak yalnızca yola çizgi çekmekten, kavşaklara duba koymaktan ibaret değildir. Gerçek şehircilik; artan nüfusu, büyüyen araç yoğunluğunu ve geleceğin ihtiyaçlarını yıllar öncesinden okuyabilmektir. Eğer bugün şehir merkezinde insanlar nefes alamıyor, trafik her geçen gün içinden çıkılmaz hale geliyor ve buna karşı hâlâ kalıcı bir ulaşım master planı ortaya konulamıyorsa; kıymetli basın mensubu arkadaşlarımızın dönüp yalnızca vatandaşı suçlayan bir yaklaşım sergilemesini de samimi bulmuyor, habercilik yönünden meseleye daha farklı bir perspektiften de yaklaşmalarını ve değerlendirmelerini öneriyorum. Tüm bunlara ek olarak, daha da düşündürücü olan ise yerel seçim döneminde kamuoyuna anlatılan ulaşım ve şehircilik projelerinin bugün neredeyse hiç konuşulmuyor oluşudur. Hafif raylı sistemden tramvay projelerine kadar birçok vaat seçim meydanlarında “şehrin geleceği” olarak sunulmuşken, bugün gelinen noktada vatandaşın karşısına hâlâ çizgi ve dubalarla çıkılması ciddi bir vizyon eksikliğini ortaya koymaktadır. Oysa hafif raylı sistem ya da tramvay projeleri, şehrin merkez kabul edilen tüm bölgelerine ulaşımı sağlayacak doğru bir planlamayla hayata geçirildiği takdirde; Salihli’de şahsi araç ve motosiklet kullanımının ciddi ölçüde azalmasına katkı sağlayacaktır. Bu da hem şehir içi trafik yoğunluğunu azaltacak hem de ilerleyen süreçte yaşanabilecek motorlu taşıt kazalarının önüne geçilmesine önemli ölçüde yardımcı olacaktır”
Seçim döneminde verilen vaatleri hatırlatan Uygun “Bugün seçim döneminde verilen umutların hayata geçirilememesi, vatandaşa yalnızca zaman kaybı değil; maddi ve manevi kayıplar olarak da geri dönmektedir. Geçmişi belki değiştiremeyiz; ancak yarını doğru planlayarak gerçekten “Mutlu Şehir Salihli” idealine ulaşabiliriz. Sayın Nurlu’nun CHP milletvekilliği görevinin çok önce sona erdiğini ve 2024 Mart ayından bu yana tüm Salihli’nin Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Çünkü bugün vatandaşın beklentisi, bir milletvekili edasıyla sürdürülen propaganda dili değil; doğrudan şehrin sorunlarına dokunan, çözüm üreten ve sonuç ortaya koyan gerçek belediyeciliktir. Salihli artık söz değil eser, mazeret değil çözüm, günü kurtaran uygulamalar değil vizyon beklemektedir. Çünkü şehirler çizgi ve dubalarla değil; planlama, irade ve hizmetle yönetilir”




