Yollar, Yolculuklar

Abone Ol

Dağlara tırmanarak spor yapan bir dağcı grubu, bir zaman sonra hangi yoldan ineceklerini bilemezler. Epeyce bir zaman, birçok iniş yolunu denerler fakat sonuç alamazlar. Nihayet yeni bir yol denemeye karar verdikleri sırada karşılarından gelen o yörede yaşadığını düşündükleri orta yaş üzeri bir köylüyü görünce sevinirler. Selamlaşırlar ve hemen can alıcı soruyu sorarlar. ‘’Amca, biz nereden gideceğimizi bilemedik acaba bu yol nereye çıkar?’’ Amca, her birini ayrı ayrı süzdükten sonra bekledikleri cevabı verir. ’’Bu yol nereye gitmek istiyorsanız oraya çıkar.’’

Bu kadar felsefik bir cevap karşısında kafaları temelli karışır. Aslında köylü bir yere gitmeyen yollarda yürüyenlere uygun cevabı vermişti. Yolu biliyordu ne var ki herkesin kendi yolunu seçmesi gerektiğine inanıyordu. Yol, hayatlarımızdaki bir seçimdir. Belki de bir kaderdir. Bir anlayıştır. Belki neşeli, sevinçli, mutlu olunan, belki de çileli, üzüntülü, acı verici, hatta dilimizin anlatmaya kifayetsiz kaldığı, dilin tutulduğu yerdir.

Seçtiğimiz hayat yolunda bazen hiç beklemediğimiz bir karşılaşmada, hiçbir zaman yüzleşemediğimiz geçmişimizle birden kanlı bıçaklı bir mücadeleye gireriz. Aslında geç kalmış bir yüzleşmedir. Keşke daha önceleri olmasını beklerdiniz ama yol gerçekçidir. Onun istediği zaman bu zamandır. Yol bazen bize bir şeyler anlatır yürüdüğümüz sürece ama onun ne zaman sıcak, ne zaman soğuk gerçekleri sunacağını bilemeyiz.

Yol bir yerde mutlaka biter. Ama nerede biteceğini kimse bilemez. Hatta o anı kimse göremez. Belki bir fabrikada, belki bir berber dükkanında, bir tarlada, ya da evimizde, sığındığımız bir mekanda. Her şeyi bilen ve neler yaşandığını bir deftere yazan evimizde. Birlikte yürüğümüz dost, arkadaş hayat arkadaşımıza ayrılırken aslında iyi yolculuklar diyemez insan.

Yolumuzun bizi nereye götüreceğini bazen biliriz.. Ancak oraya giderken her şey yolunda gitmeyebilir. Çok istersiniz artık, hedefe varmaya çok hazırlığınız olmuştur. Kararınızı verirsiniz. Zirveye çıkmak için aylardır hazırlanan dağcı her şey yolundayken, birden hava bozulur. Bir dolu, bir yağmur, bir fırtına, bir boran, kafasını kaldırır zirveye bakar. Fakat nefes almayacak kadar zorlaşmıştır yolu. Biraz oturur, bekler ancak değişen bir şey yoktur. Zirveye şöyle bakar ve sitem eder. ‘’Bu gün de şartlar seninle kucaklaşmamıza izin vermedi.’’ Diyerek geriye dönmek zorunda kalır. Bir başka zaman aynı yolu yürüyecektir.

Peki insan geçmişine yolculuklar yapabilir mi ? Ama bir çoğumuz tercih etmeyiz. Ne var ki o yolda yaşadıklarımızı hiçbir zaman unutamayız. Böyle bir olumsuz yanımız var maalesef. Sonsuz yolculuğumuzda sadece onlar bizimle birlikte yürüyeceklerdir. Yolların aslında bizleri sevdiklerimizden ayırdığını da biliriz. Özlemlerimizi arttırır yollar. İçimizde bir hüzün bırakır daima. Sevdiklerimizi, babamızı, abimizi, ablamızı bizden alıp götürmüşlerdir. Geçmiş zamanlarda öğretmenlerin az olduğu okullarda farklı alanlar da olsalar da öğretmeni olmayan derslere girerlerdi. Ders Yurttaşlık Bilgisi konu Yollar. Önemini, ticarete katkısını anlatır öğrenci. Öğretmen öğrencisinin konuşmasını bekler. Peki sonra. .peki sonra sorularını sıralamaktadır. Öğrenci mutlaka bir şey söylemeliydi. Biraz suskunluğundan sonra üzüntülü ve hüzünlü bir sesiyle ‘’Öğretmenim yollar bizim sevdiklerimizi gurbete götürür’’ deyince sınıfta birden duygusal bir hava estirmişti. Öğretmen ve öğrencileri alkışlarla bu gerçeğe karşı duygularını ifade etmişlerdi.

Yollar ve yolculuklar üzerine Orhan Veli şöyle demişti. Duyduğum yoktu ne vakittir / Güvercin sesi, kumru sesi pencerede /İçime gene / Yolculuk mu düştü nedir ? / Nedir bu yosun kokusu / Martıların gürültüsü havalarda.

Nedir ?

Yolculuk olmalı, yolculuk