Unutmak mı, Önlem Almak mı?

Mart ayının ilk haftası takvimlerde "Deprem Haftası" olarak geçiyor. Aslında bu hafta, bize sadece bir tarihi değil, üzerinde yaşadığımız bu toprağın gerçeğini hatırlatıyor. Ülkemiz, dünyanın en hareketli deprem kuşaklarından birinin tam üzerinde. Yani deprem bizim için bir "ihtimal" değil, maalesef kaçınılmaz bir hayat gerçeği. Peki, biz bu gerçeğin neresindeyiz?

Abone Ol

Deprem denince çoğumuzun içine bir ürperti düşüyor, hemen konuyu değiştirmek istiyoruz. Haklıyız, acılarımız taze. Ancak korkunun ecele faydası olmadığı gibi, depreme de bir faydası yok. Bu haftanın asıl amacı bizi korkutmak değil, "Hazır mısın?" diye sormak. Çünkü deprem öldürmüyor, hazırlıksız yakalanmak ve ihmal öldürüyor.

İlk adım evimizden başlıyor. "Benim binam sağlam mı?" sorusunu kendimize dürüstçe sormalıyız. Eğer şüphemiz varsa, uzmanlardan destek almaktan çekinmemeliyiz. Dekorasyona, eşyaya harcadığımız vaktin ve bütçenin bir kısmını, bizi ayakta tutacak olan kolonlara, kirişlere ayırmak zorundayız.

Evin içindeki hazırlıklar ise işin en kolay ama en çok ihmal edilen kısmı. Mesela o ağır gardıroplar, kitaplıklar duvara sabitlendi mi? Sarsıntı anında üzerimize devrilecek her eşya, aslında potansiyel birer tehlike. Basit bir sabitleme aparatı hayat kurtarabilir. Bunu bugün, hemen şimdi yapabiliriz.

Peki ya deprem çantası? İçinde suyumuzun, pillerimizin, ilk yardım malzemelerimizin olduğu o çanta kapının yanında mı? Çoğumuz "Bir ara yaparım" diyerek erteliyoruz. Ama deprem "bir ara" gelmiyor, ansızın geliyor. O çantanın varlığı, o kargaşa anında bize en büyük desteği sağlayacak olan şeydir.

Sadece fiziksel hazırlık yetmez, zihinsel olarak da ne yapacağımızı bilmeliyiz. Ailecek bir planınız var mı? Deprem anında nerede buluşacaksınız? "Çök-Kapan-Tutun" hareketini çocuklarımıza oyun gibi öğrettik mi? Afet bilinci, sadece yetişkinlerin değil, çocukların da küçük yaşta edinmesi gereken bir yaşam kültürü olmalı.

Sonuç olarak; depremi durduramayız ama etkilerini azaltabiliriz. Bu hafta bir başlangıç olsun. Televizyondaki kamu spotlarını izleyip geçmek yerine, ailece masaya oturalım ve hazırlıklarımızı gözden geçirelim. Unutmayalım; bilinçli bir toplum, en büyük sarsıntıları bile en az hasarla atlatır.