SEGAL YASASI: Bir saati olan insan saatin kaç olduğunu bilir. İki saati olan ise asla emin olamaz

Abone Ol

1950’lerde Amerikalı iş insanı Sol Segal’in dile getirdiği Segal Yasası, günümüz dünyasını anlamak için şaşırtıcı derecede güncel bir çerçeve sunar. Segal’in meşhur ifadesi şudur:

“Bir saati olan insan saatin kaç olduğunu bilir. İki saati olan ise asla emin olamaz.”

Bu söz, yalnızca saatlerle ilgili değildir; karar verme biçimimize dair güçlü bir metafordur.

İnsan zihni, tek bir referans noktasıyla daha rahat ilerler. Çünkü tek bir dayanak, belirsizliği azaltır. Ancak seçenekler ve bilgi kaynakları arttıkça, zihinsel netlik yerini kuşkuya bırakır. Zihin, bu kez doğruyu bulmaya değil, yanlış yapmamaya odaklanır.

Günümüzde neredeyse her konuda birden fazla görüş, yöntem ve “doğru” bulunur. Ne yiyeceğimizden nasıl bir ilişki kuracağımıza, hangi mesleği seçeceğimizden nasıl yaşamamız gerektiğine kadar her alanda seçenekler çoğalmıştır. İlk bakışta bu durum özgürlük gibi görünür. Seçebiliyor olmak güç verir. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında, bu bolluk çoğu zaman yük haline gelir.

Çünkü seçeneklerin artması, beraberinde sorumluluğu da artırır. Verilen her karar, verilmemiş onlarca kararın gölgesini taşır. Yanlış yapma ihtimali büyüdükçe, kişi karar vermekten kaçınmaya başlayabilir. Bu noktada stres yükselir, zihinsel yorgunluk artar ve karar almak giderek zorlaşır. Segal Yasası’nın işaret ettiği temel nokta tam da burasıdır:

Fazlalık, güveni azaltır.

Zihinde tek bir bilgi ya da yön olduğunda, kişi o bilgiye daha kolay tutunur. Karar verdiğini hisseder, ilerlediğini düşünür. Ancak bilgi çoğaldıkça, şüphecilik kaçınılmaz hale gelir. Bu şüphe her zaman sağlıklı bir sorgulama değildir; çoğu zaman kişiyi durduran, adım atmasını engelleyen bir karmaşaya dönüşür. Düşünmek yerini dönüp dolaşmaya bırakır.

Günlük hayatta bunun yansımalarını sıkça görürüz. Bir ilişki, başka ilişkilerle karşılaştırıldıkça anlamını yitirir. Bir kariyer yolu, alternatifler çoğaldıkça daha az “doğru” hissettirmeye başlar. Sosyal medya üzerinden maruz kalınan yaşamlar, kişinin kendi hayatına olan güvenini sessizce aşındırır. İki saat, üç saat, dört saat… Zaman vardır ama netlik yoktur.

Segal’e göre çözüm, daha fazla seçenek aramak değil; seçenekleri bilinçli şekilde azaltmaktır. Her fikri, her görüşü, her ihtimali aynı anda taşımaya çalışmak yerine, kişinin kendi önceliklerini netleştirmesi gerekir. Çünkü her şeyi bilmeye çalışmak, çoğu zaman hiçbir şeyden emin olamamaya yol açar. Netlik, çoğu zaman çoğaltarak değil, sadeleştirerek kazanılır.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:

Gerçekten daha fazla bilgiye mi ihtiyacımız var, yoksa zihnimizi biraz susturmaya mı?

Daha çok seçenek mi bizi özgürleştirir, yoksa seçtiğimiz yola güvenebilmek mi?

Segal Yasası bize şunu hatırlatır:

Bazen ilerleyebilmek için yeni saatlere değil, tek bir saate güvenmeye ihtiyacımız vardır.

O saat kusursuz olmayabilir. Yanılıyor da olabilir. Ama yön verir. Ve bazen yön, mükemmellikten çok daha değerlidir.