Salihli’de son günlerde en çok dikkatimi çeken ve artık görmezden gelinemeyecek hale gelen bir konuyu bu haftaki köşeme taşımak istedim. Park yeri sorunu ve bununla birlikte ortaya çıkan ‘park yeri ayırma’ abartısı.
Günümüz şartlarında araç sahibi olmak artık bir ihtiyaçtan çok lüks haline gelmişken, buna rağmen otomobil ve motosiklet sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle dört mevsim kullanılan motosikletler, şehir trafiğinde ciddi bir yoğunluk oluşturuyor. Salihli’nin bazı noktalarında ortaya çıkan manzara, adeta Hindistan sokaklarını aratmıyor.
Artan araç sayısıyla birlikte park sorunu da kaçınılmaz hale geliyor. Ancak sorun sadece park yeri yetersizliği değil. Bazı sürücülerin araçlarını gelişi güzel şekilde, kaldırımlara, yaya geçitlerine ve hatta engelli rampalarına bile park etmesi, hem yayaların hem de engelli bireylerin hayatını zorlaştırıyor.
Asıl dikkat çekmek istediğim konu ise bazı cadde ve sokaklardaki esnafın, kamusal alanları adeta kendi mülkü gibi görerek park yerlerini sahiplenmesi. Kendi araçları için yer ayırmak adına yola palet koyanlar, iş yerine ait dubalar yerleştirenler, sandalye, çöp kovası ya da elbise askısı koyarak başka araçların park etmesini engelleyenler… Tüm bunlar şehir estetiğini bozduğu gibi, kamu düzenine de zarar veriyor.
Unutulmamalıdır ki yollar ve kaldırımlar herkesindir. Hiç kimsenin, kamuya ait alanları keyfi şekilde işgal etme hakkı yoktur. Bu noktada görev, zabıta ve polis ekiplerimize düşmektedir. Denetimlerin artırılması, kurallara uymayanlara gerekli yaptırımların uygulanması hem şehir düzeni hem de vatandaşın huzuru açısından büyük önem taşımaktadır.
Temennimiz, bu sorunun en kısa sürede çözüme kavuşması ve Salihli’nin daha düzenli, daha yaşanabilir bir şehir haline gelmesidir. Çünkü kurallara uymak bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluktur.