SALİHLİ

Salihli’de eğitim camiasından ortak tepki, ‘Artık yeter’

İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde bulunan Çekmeköy Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik için Salihli’den tepki geldi. Yapılan açıklamada, ‘Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?’ ifadelerine yer verildi.

Loading...

Abone Ol

İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde bulunan Çekmeköy Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’in ölümü eğitim camiası başta olmak üzere tüm ülkeyi yasa boğdu.

Öğretmen cinayetine tepki göstermek amacıyla Salihli’de eğitim Sendikaları bir araya gelerek tepkilerini dile getirdiler. Milli Birlik ve Demokrasi Meydanında gerçekleştirilen basın açıklamasına CHP Salihli ilçe Başkanı Mustafa Özer, Vatan Partisi Salihli İlçe Başkanı Murat Özyılmaz ile vatandaşlar katıldı.

“44 YAŞINDAKİ MESLEKTAŞIMIZ KAYBETTİK”

Eğitim İş, Eğitim Sen ile Hürriyetçi Eğitim Sen şubeleri adına bir açıklama yapan Eğitim İş Salihli ilçe temsilcisi Nadire Örs,

“Bugün 3 Mart Devrim Yasalarının 102. Yıl dönümü münasebetiyle burada toplanmamız gerekirken, Yine bir öğretmenimizin katledilişin derin üzüntüsü ile bir aradayız. Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çelik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! ”

dedi.

“BEDELİ CANIMIZLA MI ÖDEYECEĞİZ”

Okullarda güvenlik açığına dikkat çekerek Milli Eğitim Bakanlığına sorular yönelten Örs,

“Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır: “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır!”

ifadelerine yer verdi.

“ŞİDDET YASASI ACİLEN ÇIKARTILMALI”

Açıklamasının sonunda taleplerini dile getiren Örs,

Biz diyoruz ki:

* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.

* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.

* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır.

* Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.

* Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır.

* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.

* Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Eğitim Sendikaları olarak altını çiziyoruz Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir. Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor! Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz! Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz!

ARTIK YETER!

Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür.”

Şeklinde konuştu.