Salihli’de artık trafikte sadece araçlar ilerlemiyor; sabırlar da tükeniyor. Özellikle çarşı merkezinde, ana caddelerde ve işlek sokaklarda sıkça karşılaşılan bir manzara var: Dörtlüler yakılıyor, araç yolun ortasına bırakılıyor, sürücü “iki dakikalığına” işini halletmeye gidiyor. O iki dakika ise bazen arkasında kilometrelik öfke bırakıyor.
Bu şehirde yaşayan herkes aynı sahneyi defalarca gördü. Kimi bankaya uğruyor, kimi paket alıyor, kimi markete giriyor, kimi telefonla konuşuyor… Ama ortak nokta şu: Araçlar uygun park alanına değil, en kolay yere bırakılıyor. Hem de çoğu zaman “dörtlüyü yaktım, sorun olmaz” rahatlığıyla.
Oysa dörtlü lambalar, “Ben kuralları askıya aldım” anlamına gelmiyor.
Bugün Salihli’nin trafik sorununun önemli bir kısmı araç yoğunluğundan değil, kuralsızlıktan kaynaklanıyor. Çünkü aynı caddeyi yüzlerce kişi kullanıyor ama bazı sürücüler yolu sadece kendisine ait sanıyor. Özellikle dar sokaklarda, çift sıra parkların arasında bir de yol ortasında bekleyen araçlar ortaya çıkınca şehir içi trafik adeta kilitleniyor.
En büyük mağduriyeti ise kurallara uyan sürücüler yaşıyor. Dakikalarca bekleyen sürücüler birkaç kişinin “rahatına düşkünlüğünün” bedelini ödüyor.
Daha da düşündürücü olan şu: Bu davranış artık bazıları için normalleşmiş durumda. İnsanlar yanlış yaptığını bile düşünmüyor. Çünkü herkes birbirinden gördüğünü tekrar ediyor. Biri yol ortasında duruyor, diğeri onu örnek alıyor. Bir süre sonra şehirde trafik kuralı değil, “alışkanlık kültürü” oluşuyor.
Oysa medeni şehirler, insanların birbirine gösterdiği saygıyla yaşanabilir hale gelir. Trafik de bunun en temel göstergelerinden biridir. Kırmızı ışıkta durmak ne kadar önemliyse, başkasının geçiş hakkını engellememek de o kadar önemlidir.
Salihli büyüyor. Araç sayısı artıyor. Caddeler eskisi kadar geniş görünmüyor. Böyle bir dönemde herkesin biraz daha dikkatli, biraz daha anlayışlı olması gerekiyor. Çünkü şehir hayatı ortak yaşam demektir. Ortak yaşamda ise “benim işim kısa sürecek” bahanesi, başkasının zamanını çalmaya dönüşebilir.
Bugün Salihli’de trafikte yaşanan öfkenin temelinde sadece yoğunluk yok. Saygısızlık hissi var. İnsanlar kurala uyanın değil, kuralı delenin avantaj sağladığını gördükçe sinirleniyor. Çünkü toplum vicdanını bozan şey yalnızca hata değil, o hatanın normal karşılanmasıdır.
Belki artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Bir kişinin rahatlığı mı önemli, yoksa bir şehrin düzeni mi?
Dörtlü lambalar geçici uyarı içindir; ayrıcalık göstergesi değil. Yol ortasında bırakılan her araç, sadece trafiği değil şehir kültürünü de tıkıyor.
Ve unutulmamalı…
Trafik sadece direksiyon meselesi değil, karakter meselesidir.