Kırılgan Yemek Düzeni: “Yemiyor, Seçiyor, Masadan Kalkıyor!”

Abone Ol

“Bu çocuk hiçbir şey yemiyor.”

“Sadece üç şey yiyor.”

“Masaya oturtmak savaş gibi.”

Yemekle ilgili bu cümleler, pek çok evde her gün tekrar edilir. Çoğu zaman ebeveynler bunu disiplin sorunu ya da inatçılık olarak yorumlar. Oysa bazı çocuklar için yemek yalnızca beslenme değil; duyusal, duygusal ve gelişimsel bir deneyimdir.

Yani mesele her zaman “istememek” değildir.

Bazen gerçekten zorlanmaktır.

Seçici Yeme Ne Anlatır?

Çocukluk döneminde seçici yeme belirli ölçüde gelişimsel olarak normaldir. Özellikle 2–6 yaş arasında çocuklar kontrol alanı kurmak ister ve yemek bunun en görünür sahnesi olur.

Ancak bazı durumlarda seçicilik:

•Duyusal hassasiyet

•Oral-motor güçlükler

•Kaygı

•Nörogelişimsel farklılıklar ile ilişkili olabilir.

Bazı çocuklar yiyeceğin tadından çok:

•Dokusu

•kokusu

•rengi

•ağızdaki hissi nedeniyle zorlanır. Bu durumda yemek reddi bir davranış değil, bedensel bir tepkidir.

“Aç Kalırsa Yer” Her Zaman Doğru mu?

Bu cümle yaygındır ama her çocuk için geçerli değildir.Duyusal hassasiyeti olan bir çocuk aç kalmayı, rahatsız edici bir yiyeceği yemeye tercih edebilir. Bu noktada baskı arttıkça yemek masası bir güç savaşına dönüşür ve çocuk için yemek, stresli bir deneyim hâline gelir.

Uzun vadede bu durum:

•Yemek kaygısını

•aile içi gerilimi

•çocuğun beden sinyallerini bastırmasını artırabilir.

Ne Zaman Destek Gerekir?

Eğer çocuk:

•Besin gruplarını ciddi biçimde kısıtlıyorsa

•Kilo alımı etkileniyorsa

•Yemek süresi yoğun çatışmaya dönüyorsa

•Yeni yiyecekleri panikle reddediyorsa profesyonel değerlendirme önemlidir. Burada amaç çocuğu zorlamak değil; yeme sürecini güvenli hâle getirmektir.

Ebeveynler İçin Pratik Rehber

Yemek davranışını değiştirmek çoğu zaman tabaktan değil, ortamdan başlar.

•Yapıyı kurun: Düzenli yemek saatleri oluşturun. Gün boyu atıştırma, ana öğün iştahını bozar.

Rol paylaşımını netleştirin: Ebeveyn ne sunulacağına karar verir; çocuk ne kadar yiyeceğine.

Masayı performans alanı yapmayın: Yemek, test ya da pazarlık değildir.

Baskıyı azaltın: “Bir lokma daha” ısrarı kısa vadede işe yarasa da uzun vadede direnci artırır.

•Model olun: Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü öğrenir.

•Yeni yiyecekleri maruz bırakın: Zorlamadan, tekrar tekrar sunmak öğrenmenin doğal yoludur.

Duyusal ihtiyaçları fark edin: Bazı çocuklar çıtır, bazıları yumuşak dokularla daha rahat eder.

•Süreyi uzatmayın: 20–30 dakikayı aşan yemekler öğrenmeyi değil, gerilimi artırır.

Amaç çocuğu doyurmak değil;

yemekle sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlamaktır.

Yemek yalnızca karın doyurmak değildir.

Çocuk için yemek; güven, kontrol ve bedenle kurulan ilişkinin bir parçasıdır.

Biz yetişkinlerin görevi, tabağı doldurmak değil; masayı güvenli bir alan hâline getirmektir.

Bu haftayı burada noktalayalım…

Haftaya yine çocukların dünyasına birlikte bakmak ümidiyle.

Kendinize iyi bakın.