1947 doğumlu Sait Demir, vatan borcunu ödemek için Isparta Eğirdir Komando Tugayı’nın yolunu tuttu. Buradaki zorlu eğitimin ardından azmiyle öne çıkarak komando çavuşu rütbesini aldı. Takvimler 1974 yılını gösterdiğinde, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın çığlığı Türkiye'den duyuluyordu. Zürih ve Londra antlaşmalarını hiçe sayan Rum çeteleri ile Yunan askerleri, Kıbrıs Türklerine karşı vahşi bir katliama girişmişti. Türkiye'nin tüm diplomatik çabaları sonuçsuz kalınca, tarihi Kıbrıs Barış Harekâtı başladı.
Harekâtın ilk gününde 20 Temmuz 1974’de gökten Türk komandoları indi. Havadan paraşütlerle süzülen Hava İndirme Tugayı büyük kayıplar ve şehitler verirken, Sait Çavuş ve birliği de helikopterlerle adaya ayak basan ilk gelen askerler arasındaydı. O sırada Türkiye'de hayat durmuş, Yunanistan sınırına askeri tahkimatlar yapılmış ve şehirlerde geceleri karartma geceleri başlamıştı.
En amansız, en kanlı çatışmalar Rumların yıllarca tahkim edip "geçilemez" dedikleri Beşparmak Dağları'nda yaşandı. Rumlar sığınakların duvarlarına "Cesaretiniz varsa gelin, Kıbrıs Rumlarındır" yazarak meydan okuyordu. Türk askerleri, Sait Çavuş ve silah arkadaşları Beşparmak Dağları'nı tek tek temizleyerek zirveye Türk bayrağını dikti.
Sait Çavuş, Kıbrıs'ın özgür topraklarından annesine gönderdiği bir mektupta duygularını şöyle dile getiriyordu:
"Kahpe Rumlar sığınaklara 'Türkler cesaretiniz varsa gelin' yazmışlar. Önce Beşparmak Dağını aldık, şanlı bayrağımızı diktik. Ben ve silah arkadaşlarım gurur doluyuz. Kıbrıs Türkleri bizi hasretle, gözyaşlarıyla kucakladı. Rumlar burada sivil, yaşlı, kadın, çocuk demeden soydaşlarımızı katletmişler. Bu tam bir vahşetti..."
Cepheden gönderdiği bir fotoğrafın arkasına ise tarihe geçecek şu notu düşmüştü: "Canım Anneciğime Sevgilerimle. Oğlun İntihar Komandosu Sait Çavuş." 1. ve 2. Barış Harekâtı ile girilemez denilen her yeri alan Türk askeri, adadaki soydaşlarımızın can güvenliğini sağlayarak adını tarihe altın harflerle yazdı.
Kıbrıs Barış Harekâtının o fırtınalı günlerinin ardından Sait Çavuş, memleketi Salihli’ye izinli olarak döndüğünde üzerinde hâlâ savaşın etkisi vardı. Başında gururla taşıdığı mavi komando beresi, üzerinde komando elbisesi ve belinde kasaturasıyla memleket toprağına ayak basmıştı. Salihli’de Sait çavuşu görenler etrafını sarıp Kıbrıs savaşını sorduğunda, gözlerindeki o hem gururlu hem de hüzünlü bakışıyla yaşadıklarını anlatmaya başladı.
Anlattığı bir olay vardı sesi titriyor, gözleri yaşarıyordu:
"Bir gece yarısı, yaralı bir Türk askeri gelerek bizim birliğe ulaştı. Rumlar onların birliğine pusu kurmuş, askerlerimizi ve subaylarımızı kalleşçe şehit etmişlerdi. O asker canını zor kurtarıp bize haber getirmeseydi, Rumlar gecenin karanlığında bizim de etrafımızı sarıp baskın yapacaktı. O yaralı asker vatan evladı sayesinde mutlak bir ölümden ve pusudan kurtulduk..."
Sait Çavuş, adada şahit olduğu vahşeti anlatırken kelimeler boğazına düğümleniyordu. Londra ve Zürih antlaşmalarını hiçe sayan, Yunanistan’dan aldıkları her türlü silah ve asker desteğiyle Türk köylerini basan Rum çetelerinin niyetini çok iyi biliyordu. Eğer Türkiye o tarihi müdahaleyi yapmasaydı, adada tek bir Türk bırakmayacak, tarihin en büyük katliamlarından birini gerçekleştireceklerdi. Nitekim 1. ve 2. Kıbrıs Barış Harekâtı ile Türk askeri bu planı yerle bir etti. Rumlar bozguna uğratılırken, özgürlüğe ve can güvenliğine kavuşan Kıbrıs Türkleri, kurtarıcılarını gözyaşlarıyla, sevgiyle kucaklayıp omuzlarında taşıdı.
Salihli’deki o kısa izni bitince, Sait Çavuş ve arkadaşları vatan görevini tamamlamak üzere yeniden Kıbrıs’taki birliklerine döndüler. Arkalarında özgür, toprağına ve canına kastedilemeyen bir Kıbrıs bıraktılar.
Kıbrıs’ta savaşan, ömrü boyunca bu haklı gururu göğsünde taşıyan ağabeyim Kıbrıs Gazisi Sait Çavuş (Sait Demir), 19 Mayıs 2026 günü hayata gözlerini yumdu.
Harekâtın o genç, sarsılmaz intihar komandosu, ardında şerefle dolu bir ömür bırakarak askeri törenle, o çok sevdiği Türk bayrağına sarılarak Karaağaç Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlandı.
Kıbrıs’ı karanlıktan aydınlığa çıkaran, bu topraklar için canını feda eden tüm şehitlerimizi minnetle anıyor; aramızdan ayrılan şehitlerimize hayatta olan gazilerimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.
Ağabeyim Sait Çavuş’un ruhu şad olsun. Türk milleti onun ve silah arkadaşlarının kahramanlığını asla unutmayacak.
Yazımızı şair Ahmet Demir’in 20 Mayıs 2026 günü yazdığı “Kıbrıs Destanı” şiiriyle bitirelim.
KIBRIS DESTANI
Jetlerimiz vurdu kahpe Rumları
Dalga dalga geliyor Türk askeri
Türk askeri gelince kaçıp gittiler
Türkü dinlemedi Rum palikaryalar
Yer gök inledi Türk askerin sesiyle
Adada Rumlar katlettiler yaşlıyı genci
Türkün gücü Kıbrıs’ta her yerde
Rum Yunan palikarya şimdi nerde
Kıbrıs’ta katliamlar yaptılar
Katiller Yunan Rum palikaryalar
İnsanlıktan çıkmış mahlûkatlar
Ne zaman uslanacak palikaryalar
Öğren artık Yunan Rum palikaryalar
Hezimete uğrayınca telef oldular
Hani nerdeseniz Rum palikaryalılar
Mehmetçik Kıbrıs’ta zafer kazandı
Mefkûresi vatan ve şahadet
Bilmediler Türkün kudretini
Tarihin sayfalarına bir baksalar
Zaferlerle taçlandı Türk tarihi
Ahmet Demir
Ne dersiniz sevgili okurlar?