Herkesin evinin bir köşesinde düğümlenmiş iç içe geçmiş yün yumakları mutlaka vardır, çözemeyip belki diyerek bir köşede beklettiği, rengini sevip kesmeye kıyamadığı, atmamak için mutlaka bir sebep arayıp durduğu, bir ihtimal diyerek biraz daha kalsın diyerek, belki...belki...diyerek.
Yakından baktığında hiçbir işlevi olmayıp fazladan yer kapladığını görüp yine görmezden gelmeyi seçerek belki dediği, belki, belki...
Belki tanıdığım en naif kelimelerden biridir, fakat bu onun hayattaki en bıçak sırtı kelimelerden biri olduğu gerçeğini de asla değiştirmez.
Belki sonsuz bir gridir sonsuz kere sonsuz saf bir bilinmezdir!
Bir yanı evet derken bir yanı hep hayırdır.
Bir yanı dur derken bir yanı hadi git diyendir.
Uzaktan bakarsan karanlık yakından bakarsan buhran kere buhrandır!
Ne zaman çözülmeyen köşede bekletilen atılmaya kıyılmayan ağzı, yüzü, gözü belli olmayan, başı nerede sonu nerde hiç ip ucu vermeyen karmakarışık bir yumak görsem, şimşek hızıyla insan ilişkileri geçer zihnimden.
Hepimizin etrafında şevki kıran, azme gölge vuran, frenkansımızın tutmadığı halde, her an yanımızda olmak isteyen, dönüp dönüp neden hâlâ yanımda durmasına izin veriyorum sorusuna bir türlü cevap bulamadığımız insanlar vardır...
Hani sürekli negatif elektrik yayarak seni en dibe çekenler, isteyerek veya istemeyerek, üstelik yaşam alanınızda hayati bir işlevi de yoktur..
Hani gelse sevinmem gitse üzülmem dediklerin.
Hani dünya yansa içinde bir çöpüm yok diyen, akmayan kokmayan tipler.
Hep bana rabenacılar yani hayat törpüleri.
İsviçreli bilim adamlarının bile çare bulamadığı tipler. : )
Ne kadar da benziyorlar kördüğüm olmuş yün yumaklarına, mutlaka hayatımızın bir noktasında dururlar o veya bu sebepten, beklerken bütün griliklerini yayarlar ve siz o grilikten payınızı gani gani alırsınız.
Doğada yürüyenler iyi bilirler sırt çantalarına belki lazım olur diye alınıp kullanılmadan geri dönen her eşya yokuş çıkarken iki misli ağırlıkla eş değer olur, bunu en fazla sırtınız dile getirir ayaklarınız veryansın eder, ilkinden çıkarılan dersi uygulamaya geçmezsen sonraki yürüyüşler işkenceye döner zevk alamazsın ruhun arınmaz..
İşte böyle durumlarda tüm griliği ile belki kelimesinin gelip başucuna tünemesine kapıdan bacadan göz kırpıp seni kandırmasına, renkleriyle gözünü boyamasına izin vermemen gerekiyor.
Fazlalıklardan faydasızlardan arınmayı bilmek, yolu daha sağlıklı ve sağlam yürümek için elzemdir.
Bırakın bazen inceldiği yerden kopsun.
Veya
Bırakmayın inceldiği yerden kesin gitsin!