Işığı Taşıyanlar

Abone Ol

Müfettiş bir okulu teftiş etmeye gidiyor, Çocukların çoğunluğu tertemiz bir bahçede oynuyorlar. Birkaç öğrenci yabancıya doğru koşunca ‘’Öğretmeniz nerede ? çocuklar ‘’diyor. Öğretmenimiz hasta oldu hastaneye kaldırıldı. Peki siz ne yapıyorsunuz ? Gitmeden önce bize görevler verdi. Biz her gün okulumuzun temizliğini yapıyoruz. Bu arkadaşlar çiçeklere bakıyorlar. Bu arkadaşımız sınıfı düzenliyor. Bu arkadaşımız ödevleri kontrol ediyor. Müfettiş çok mutlu oluyor. Çocukları tebrik ediyor. Öğretmenin evini soruyor bir öğrenci evine götürüyor. Sokağa bakan penceredeki el örgüsü perde dikkatini çekiyor. Kapıyı birkaç defa çalıyor ancak açan olmuyor. Komşuları Öğretmenin eşi evde değil. Akşam yukarı mahallede bir çocuk bacaklarına sıcak su dökmüş, O’nun yarasını pansuman yapmaya gitti diyorlar. Müfettiş son derece mutlu oluyor. Ne gördüyse raporlayıp üst kuruma iletirken, Öğretmen’in eşinin de davranışı ayrıca yazıyor.

Öğretmen ve eşi içlerinde iyilik ateşini taşıyorlardı. İnsanlara yardım etme duygusuyla donanmış, sınırsız sevgiye sahip olan, ayrıca sevgi dağıtan, sıcak, alçak gönüllü, çocuklardan yaşlılara kadar, kadın erkek, çocuk demeden avuç, avuç merhamet ve iyilik taşıyan, bilgi taşıyan ve hiç usanmadan enerji dağıtan insanlardı. Onlar ‘’Senin üstüne vazife mi ? ‘’ cümlesiyle hiç tanışmamışlardı. Onlar ışık insanlarıydı. Onlar ışığı taşıyan ve ortama yayan insanlardı. Onların öğrencilerine büyünce hangi mesleğe sahip olmak istiyorsun ? diye soranlara gayet basit ve alçak gönüllü bir bakışla Hemşire olmak isterim. Acı çeken hastaları, insanları iyileştirmek istiyorum. Bir başkası Öğretmen olmak istiyorum iyi insan ve başarılı insanlar yetiştirmek için. Bir diğeri değerli ve gerekli ürünler yetiştirmek için tarımla uğraşmak isterim cevaplarını vermişlerdi.

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin bir şehrinde elinde pompalı tüfekle okula giren çocuk on altı arkadaşını yaralamıştı. Bir başka şehrimizde çantasında gizlediği silahlarla okula gelen öğrenci iki sınıfa girerek ateşlediği silahlarıyla bir öğretmen ve dokuz öğrenci arkadaşlarını hayattan koparmıştı. Büyük şehirlerimizin bir çok semtinde mafya örgütlerinin içinde yer alan uyuşturucu ve diğer yasak ürünler satan çocuklarımız. Annesini, babasını ve büyüklerini para vermiyorlar diye öldüren çocuklarımız. Mirasa sahip olmak için annesini balkondan atan gençlerimiz. Mafya diziler kurbanları, Kurtlar vadisi sevdalıları, acımasızlıklar, akran zorbalıkları, yan baktın diye bir çocuğumuzu hayattan alanlar hiç birisi tesadüf değildir.

Okullarımızda siyasi görüşlerinden dolayı idareci olanlar. Odasında düşüncesini insanının gözüne sokan fotoğraflar, serbest giysiye sığınarak saç, sakal şekilleri. Tamamen politikanın emrinde olduğunu bildiren davranışlar, konuşmalar velileri küçümseyenler, okul bahçesinde ‘’Dünyayı ben yarattım’’ havasında yürüyenler çocuklarımıza hiçbir şey öğretemezler, hiçbir bir şey anlatamazlar. Onların merkezlerinde kendini bu makama getiren politikanın esareti vardır. Onlar eğitimden tamamen uzaklaşmış başka bir dünyanın insanları olmuşlardır. Oysa bir yönetici okulun lideridir. Öğretmenleri meslektaşı olarak gören, ortak bir dil bulan ve okulu ortak akılla yürüten, öğrencileri ve velileri okulun gerçek sahipleri olarak gören , Işığı taşıyandır.

Bunu açıkça yazıyorum okulu bir politika ve ideolojik yapı olarak gördüğümüzde ve yönettiğimizde çocuklarımıza dünyanın en büyük kötülüğünü yaptığımızı aklımızdan çıkarmayalım. Şöyle bir nesil yetiştireceğiz, hayır, böyle bir nesil yetiştireceğiz demek birbirinden hiç farklı olmayan bir yoldur. Çocuklarımızı Fenerli, GS li BJK li yapmak gibi. Seçimler sırasında ellerine verilen siyasi parti bayrakları, alınlarında parti amblemli şeritler beyinlerine batırdığımız bir kamadan farklı değildir. Artık şunu ilan edelim BİZ ÇOCUKLARIMIZI ONCU, BUNCU DEĞİL İNSAN OLARAK, İYİ İNSAN OLARAK yetiştirmek istiyoruz dünyaya açık, insandan yana, insanı seven ,canlıyı seven, doğayı seven varlıklar olmalarını istiyoruz. Okul kapıları önüne koyduğumuz güvenlikler bir caydırıcı olabilir ama sorunu çözmez. Sorun siyasetten bağımsız bir okul ve eğitimle çözülür. Zaman içinde iyi Anne ve Babalar, iyi Öğretmenler yetişerek toplumumuz kötülüklerden kurtulur.