Çocukluğumun Ahmetli'si: Bir Gencer Vakti

Abone Ol

Bayramın o son gününe, bir vedadan ziyade bir neşe gibi çökerdi "Gencer." Gökyüzünde süzülen uçurtmalar a biz "kasnaklı" derdik; rüzgârla danslarını izlerken boynumuz tutulurdu. Ellerimizde bir "gıcır" (sapan), cebimizde "meşe" dediğimiz o renkli bilyeler; dünyayı o küçük cam kürelerin içinden görürdük. Topaçlarımıza "fıça" deyip yere çaldığımızda, zamanın da öyle döne döne geçeceğini bilemezdik.

Demir yolları sadece birer "ray" değildi bizim için; açılır kapanır geçitlerin o kendine has sesiyle "tan tanlar" başlardı. Rayların üzerinden süzülen kara trenlerin adı ya "marşandiz" olurdu ya da "talebe." Mazotla çalışanlarına ise "oturay" der, bir köşeden hayallerle izlerdik.

Mekânın ve Hafızanın İzleri

Gediz Köprüsü’ne "kapaklar" derdik; inşaattan kalan o yer ise hâlâ "Şantiye" diye anılır hafızalarımızda. Harman yerimiz "Karaharma" idi; Kıratlı’nın tulumbası ise susuzluğumuzu en saf haliyle giderdiğimiz pınardı. Yukarımızda başı dumanlı Köroğlu Dağları, aşağıda ise nazlı nazlı akan,şimdilerde kurumuş olan Çolak Hilmi Deresi... Yaraşlı yolunda namazgah kenarında toz toprak içinde futbol oynadığımız o topun sesi hâlâ kulaklarımda.

Mahallelerin Eski Sırları

Şimdinin Altı Eylül Mahallesi’ne biz gönülden "Saz Mahallesi" derdik. Kumbanya, o zamanki adıyla Gazi İlkokulu’nun hemen yanı başındaydı. Güçmen Mahallesi’ni mezarlığından tanırdık; şimdi adı Güldede olmuş... Ümmetler’de ise "Ümmet oğlu Ümmet" nidaları yankılanırdı; sonra zahmet edip oraya da Barbaros dediler. Ama ne güzel isim bulmuşlar Atamın adından mülhem: Tatar Ocağı olmuş Ataköy; yapanların babasına rahmet...

Değişen Ahmetli, Solmayan Hatıralar

Eskiden bayram yeri olan o meşhur Salhane'nin yerinde şimdi PTT binası yükseliyor, yanına da yeni bir köprü çatmışlar. Yazın o kavurucu sıcağında Ahmetli Çayı’nda yüzmenin tadı bir başkaydı... Hatırlayan var mıdır bilmem; o çayın asıl adı Gencer’di bizim için.

Koca kapılarıyla, serin bodrumları ve göğe uzanan tavanlarıyla o eski Gazi İlkokulu... Hatıralarla dolu o koca bina yıkılmış, yerine yenisi yapılmış. Neyse ki istasyona bakan o çeşme hâlâ yerinde duruyor; üzerinde "küme çakışması" yapıp şen kahkahalar attığımız o kaide... Ama Atatürk Anıtı’nı oradan taşımışlar, valla içim cız etti.

Ulu Cami, Büyük Cami ve Küçük Cami (Ali Rıza Camii)... Yanındaki Lonca’da peynirin, kesiğin kokusu sokağa taşardı hani. Şimdi pazar yeri de mahalle arasından elini eteğini çekmiş; o kadim Demirciler Çarşısı da sessizce peşinden taşınıp gitmiş.

"Giden her şeyin ardından bir isim kalıyor; bir de o ismin içini dolduran çocukluk hatıraları..."