Bir aydan fazla zamandır sürüp gelen Dünya kupası maçları nihayet sona erdi. Milli takımımız ülkemize erken dönmüştü. Her olayda olduğu gibi hiçbir başarı tesadüf olamazdı. Finali oynayan iki takımda Messi ve Yamal on dokuz yıl sonra yeniden sahada buluşmuşlardı. Bir sosyal çalışma sırasında tanışmışlardı. Yamal henüz bebekti. Hayat her zaman ilginçliklerle doludur. O zamanki bebek şimdi ülkesini temsilen Messi’ nin karşısındaydı. Bu ikilinin ortak yanı sadece bu olay değildi. Bu ikili aynı okulun öğrencileriydi. Barcelona futbol takımının alt yapı okulu 1702 yılında yapılan, Çiftlik Evi olarak bilinen ‘’La Massia’’nın öğrencileridir. Bu yapı, 1979 yılında Hollandalı yıldız futbolcu J. Curuyff tarafından okula dönüştürülmüştü. Hollanda’nın Ajax takımının alt yapısı örnek alınmıştı.
Çiftlik evi bir futbol okulu olması yanında öğrencilerine hayat boyu taşıyacakları değerleri öğretiyorlardı. Okulun temel anlayışı, futbol yeteneğinin ötesinde bireyin karakterine odaklanmaktı. Alçak gönüllülük, çaba, hırs, saygı ve takım çalışmasını kalıcı bir kültür haline getirmek temel amaçtı. Messi, İniesta, Puyol, Guardiola, Xavi, Olmo, GS li İcardi, Pique, Valdes, Yamal bilinen başarılı sporcular bu okulda yetişmişti. Öğrencilikleri sırasında ders notları zayıf olursa takıma ve antrenmana alınmıyorlardı. Öğrenciler, yemekhane, yatakhane, dinlenme odalarında kitap okumak ve ders çalışmak zorundaydılar. Kitap okuma, dil öğrenme ve kültürel etkinlik ve felsefe öğrencilerin merkezinde olmak zorundaydı. Bu anlayışa başka bir örnek vereyim. Eski Dinamo Kiev takımının meşhur Teknik adamı Labonavski ‘’Bazı önemli maçların devre aralarında futbolculara hiçbir şey söylemezdim. Akşamdan kalan kitaplarını okumalarını sağlardım ‘’demişti. Futbol fiziksel güçten ziyade akılla oynanır. Kafayla oynanır. Bacaklarını sadece koşmak için kullan anlayışını benimsetmek gerektiği önemli bir gerçektir.
Çiftlik evinde öğretilenlerden bazıları şöyle. Top bizdeyken rakip gol atamaz. Birbirinize saygı duyun ve yardımlaşın. Başarmak için birlikte çalışmalısınız. Kendiniz olun. Her gün yeni bir şey öğrenmek için uğraşın, merak edin. Spora güzellik kazandırın. Ne yapacağınızı bilin. Futbolun bir duygu ve bir heyecan olduğunu anlayın. Futbolda santrafor ilk savunmacı, kaleci ilk hücumcu olduğunu anlamalı. Hayatların fena halde futbola benzediğini aklınızdan çıkarmayın. Futbol kesinlikle kafayla oynanır. O nedenle okumalısınız, müzik dinleyin, film izleyin, okuduklarınızı birbirinize anlatın. Futbol artık daha zeki oyuncularla oynanıyor. Pozisyonları analiz eden. Alan yaratan, rakibi durduran, pas alanlarını kapatan, En önemlisi beynini ne kadar çok kullanırsan, oyunu öğrenmen kolaylaşacaktır.
Çiftlik evinde hangi maç olursa olsun, o gün alt yapıdaki bütün futbolcular aynı formayı giyiyorlardı. Yemekler de öyle aynı yemekler yeniliyordu. Karşı takımı düşman olarak değil rakip olarak görmek gereklidir. Savaş. Kavga. Gibi kelimelerin kullanılması yasaktır. Öğretmenlere nasıl davranılırsa yemeğini hazırlayan ve sunanlara da aynı şekilde saygılı davranılırdı. Maçlardan sonra, önce sonuç sorulmaz bu gün nasıl oynadınız? diye sorulurdu. Güney Amerika’da uluslararası alt yapılar maçlarına uçakla gidilirken, oyuncularla birlikte ders öğretmenleri de gitmişti. Yolculuk sırasında ders anlatmaya devam etmişlerdi.
Bunları neden yazdım. Futbolda başarı oyuncuları bir araya getirmek değildir. Başarılı olmak için sporu bir siyasi mücadele olarak görmek veya siyasete tahvil etmek hiç değildir. ‘’Nasip olmadı’’ diyerek kurtulmakta değildir. ABD yi yendikten sonra abartılı sevinmekle kendimizi avutmuştuk. Bir proğram yapılarak uzun zaman ve sürekli çalışmak. Futboldaki değişimlere göre oyuncu yetiştirmek. Marşlarla değil, onun yanında sporun, futbolun bir bilim olduğunu kavrayarak çalışmak gerekir. Bunlardan başka önerilerde vardır. O zaman ABD hocasının alay etmesine fırsat veririz. ‘’Turu geçen biziz Türkler neye sevindi anlayamadım’’ derler. Ülkemizde bu yolda yürüyenler var mı ? Var. Altınordu takımı ‘’İyi Birey’’ ‘’İyi vatandaş ‘’ ‘’İyi futbolcu ‘’ anlayışıyla. Çağlar Söyüncü’yü ve Cengiz Ünder’ i futbola kazandırdılar. İstanbul Gazi Osman Paşa da Taşlı tarla spor kulübü, sahada çalışmaya ara vererek kitap okuma zamanı tanınıyor. Bu güzel bir adım. Kurdukları kitap kafede , satranç, İngilizce ve resim derslerini ücret almadan sunarak çocukları yetiştirme çabasındalar. Bunlarda çok güzel. Bu çalışmaları yaymak gerekiyor. Aksi halde üstüne titrediğimiz çocuklarımız, gençlerimiz biraz başarı sağladıklarında ya devam edemiyorlar yada insanlara tepeden bakmaya başlıyorlar agresif hareketlerle ve mafya özlemli davranışlarla yok olup gidiyorlar.
Kupayı İspanya kazanmıştı. Ülkenin başbakanı maç sonunda ‘’İspanya nın yalnız kaldığını duymuş olabilirsiniz. Biz yalnız değiliz , biz bir öncüyüz. Asıl yalnız kalacak olanlar savunulması mümkün olmayan zulmü savunmaya devam edenlerdir.’’ Diyecekti.