"Bizim Çocuklar"ın Erken Vedası

Yirmi dört yıllık o koca, bitmek bilmeyen hasret nihayet bitmiş; Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Kanada’nın ortaklaşa düzenlediği dev sahnede Ay-Yıldızlı bayrak yerini almıştı. Sokaklar yine o eski, özlenen turnuva heyecanıyla kırmızı-beyaza bürünmüştü. Ancak okyanus ötesinden gelen ses, umut dolu çığlıkların erkenden derin bir sessizliğe gömülmesine neden oldu. 2026 FIFA Dünya Kupası’nda "Bizim Çocuklar", ne yazık ki arkalarında büyük bir hayal kırıklığı bırakarak turnuvaya veda etti.

Abone Ol

Büyük umutlarla başladığımız turnuva yolculuğu, D Grubu'nun ilk maçında Avustralya karşısında alınan 2-0'lık yenilgiyle daha en baştan sekteye uğramıştı. Futbol kamuoyu bu mağlubiyeti "turnuva heyecanı" ve "ilk maçın tutukluğu" olarak yorumlayıp teselliyi ikinci maça bıraktı. Ancak Santa Clara’da, Levi's Stadyumu'nda Paraguay karşısına çıktığımızda senaryo daha da ağırlaştı. Maçın henüz 64. saniyesinde kalemizde gördüğümüz şok gol, takımın tüm taktiksel planlarını altüst etti.

Paraguay karşısında kaderin yüzümüze güldüğü anlar da olmadı değil. Rakip takımdan Miguel Almiron'un hakemle girdiği diyalog sonrası kırmızı kart görmesiyle neredeyse koca bir yarıyı bir kişi fazla oynadık. Ne var ki sahada sergilenen futbol, sayısal üstünlüğü skora yansıtacak yaratıcılıktan uzaktı. Kenan Yıldız, Arda Güler, Barış Alper Yılmaz gibi Avrupa'nın devlerinde boy gösteren genç yeteneklerimiz, adeta okyanus ötesinde gol atmayı unuttu. Mert Müldür’ün direkten dönen topu ve son dakikalardaki cılız baskı, 1-0'lık yenilgiyi ve elenme gerçeğini değiştirmeye yetmedi.

Bu erken vedanın faturası sadece turnuvadan elenmekle de sınırlı kalmadı. Dünya Kupası öncesinde FIFA sıralamasında 22. sırada bulunan ve istikrarlı bir grafik çizen A Milli Takımımız, üst üste gelen bu iki sert darbenin ardından tam 10 basamak birden gerileyerek 32. sıraya çakıldı. Turnuvanın en çok irtifa kaybeden ikinci ülkesi olmak, sahadaki fiyaskonun uluslararası tescili niteliğindeydi. Vincenzo Montella'nın taktiksel tercihleri, oyuncu değişikliklerindeki geç kalışları ve takımın fiziksel olarak turnuvaya hazır görüntüsünün uzağında kalması, haklı olarak sert eleştirilerin hedefi oldu.

Şimdi takvimin yaprakları 26 Haziran'ı gösterirken, önümüzde sadece formaliteden ibaret bir Amerika Birleşik Devletleri maçı duruyor. Prestij mücadelesi için çıkacağımız bu son karşılaşma, belki sadece turnuvayı puansız kapatmama çabasından ibaret olacak. Jenerasyon kalitesine ve potansiyeline çok güvendiğimiz bu takımın henüz grup aşaması bitmeden, üstelik tek bir gol bile atamadan bavullarını toplaması hepimiz için ağır bir ders. Turnuvaya katılmak bir başarıydı ancak orada kalıcı olabilmek, yıldız isimlerin bireysel parıltılarından çok daha derin bir turnuva aklı ve sistemi gerektiriyor.