Bağımlılık sadece kişisel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda kocaman bir toplumsal yaradır. Bir kişi bağımlı olduğunda sadece kendi ciğerlerini veya karaciğerini bitirmiyor; ailesinin huzurunu, cebindeki parasını, sevdiklerinin geleceğini de tüketiyor. Huzurlu bir evin kapısından içeri giren bağımlılık, o evdeki neşeyi çabucak kurutuveriyor.
Özellikle gençlerimiz ve çocuklarımız bu konuda en büyük risk grubunda. "Bir kereden bir şey olmaz" cümlesi, maalesef en büyük tuzak. Modern dünya, havalı reklamlar veya arkadaş ortamları bazen bu kötü alışkanlıkları bir "özgürlük" gibi sunabiliyor. Oysa gerçek özgürlük, hiçbir maddeye ihtiyaç duymadan mutlu olabilmek, derin bir nefes alabilmektir.
Ekonomik boyutunu hiç düşündünüz mü? Sigaraya veya alkole verilen paralarla neler yapılmazdı ki? Hem kendi ekonomimize zarar veriyoruz hem de ülke olarak milli gücümüzden çalıyoruz. Sağlıklı bir nesil demek, güçlü bir savunma gücü, güçlü bir ekonomi ve aydınlık bir gelecek demektir. Hasta bir toplumun ilerlemesi mümkün değildir.
Bugün teknoloji bağımlılığı bile hayatımızı bu kadar zorlaştırırken, vücudumuza doğrudan zarar veren maddelere karşı çok daha uyanık olmalıyız. Yeşilay’ın mücadelesi sadece yasaklarla ilgili değil, bir yaşam tarzı önerisidir. "Sağlıklı yaşa, spor yap, sanata yönel" der Yeşilay. Çünkü meşguliyeti olan, bir hedefi olan insan, boşlukta kalıp bu tuzaklara düşmez.
Eğer çevrenizde bu yola sapmış birileri varsa, onları yargılamak yerine ellerinden tutmak lazım. Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür. Yeşilay gibi köklü kuruluşlarımız bu konuda her zaman yanımızda. Yardım istemekten çekinmemek, iyileşmenin yarısıdır.
Gelin, bu Yeşilay Haftası’nda bir karar verelim. Eğer kullanıyorsak o son sigarayı söndürelim, vücudumuza ve ruhumuza zarar veren her şeyi kapının dışına koyalım. Çocuklarımıza örnek olalım, onlara tertemiz bir gelecek bırakalım. Unutmayın, hiçbir madde sizin sağlığınızdan ve sevdiklerinizle geçireceğiniz kaliteli zamandan daha değerli değildir.