Çanakkale Savaşı’nın sadece cephedeki askerlerin değil, gönüllü olarak mücadeleye katılan gençlerin de katkısıyla kazanıldığını gösteren çarpıcı bir örnek, Osmanlı basınında yer alan bir haberle gün yüzüne çıkıyor. Dönemin önemli gazetelerinden Tasvir-i Efkâr’ın 8 Ocak 1916 tarihli sayısında yayımlanan “13 Yaşında İki Harp Nişanı Kazanan Bir Anadolu Yavrusu” başlıklı haberde, Salihli’den cepheye koşan küçük Mehmet’in etkileyici hikâyesi anlatılıyor.
Henüz 13 yaşında olmasına rağmen savaşın en zorlu şartlarında görev alan Mehmet’in gösterdiği cesaret ve fedakârlık, iki harp nişanı ile ödüllendirilmesine neden oluyor. Bu dikkat çekici olay, Çanakkale’de verilen mücadelenin yalnızca yetişkin askerlerle sınırlı kalmadığını; vatan savunması için çocuk yaşta dahi büyük bir kararlılıkla cepheye giden gençlerin de önemli rol üstlendiğini gözler önüne seriyor.
Salihlili Mehmet: Cepheye Gizlice Katıldı
Manisa’ya bağlı Salihli ilçesinde yaşayan Kahveci Mustafa Ağa’nın oğlu Mehmet, içindeki vatan sevgisiyle ailesinden habersiz şekilde cepheye giden askerlerin arasına katıldı. Küçük yaşına rağmen savaş bölgesine ulaşmayı başaran Mehmet’in ilk görevi cephe gerisinde, Kirte Köyü’nde kurulan sahra hastanesinde yaralılara yardım etmek oldu.
Geceleri Bombacı, Gündüzleri Sağlık Görevlisi
Ancak cephede dinlediği savaş hikâyeleri, onun görev tanımını değiştirdi. Mehmet, gönüllü olarak son derece riskli bir görev olan bombacılık hizmetine katıldı. Geceleri düşman siperlerine sızarak bombalar atan Mehmet’in, 24 Mayıs’ta bir siperde iki zabit ve bir askeri etkisiz hale getirdiği ifade edildi.
Gündüzleri yaralı askerlerin tedavisine destek veren Mehmet, geceleri ise cephede aktif rol alarak savaşın en çetin noktalarında görev yaptı. Bu yönüyle, Çanakkale ruhunun en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi.
İki Önemli Nişanla Ödüllendirildi
Mehmet’in gösterdiği üstün cesaret, dönemin 5. Ordu Komutanı olan Liman von Sanders tarafından da fark edildi. Soğanlıdere’de yapılan bir teftiş sırasında küçük kahramanla tanışan Sanders Paşa, Mehmet’e Almanların en önemli madalyalarından biri olan “Demir Salib Nişanı”nı bizzat taktı.
Ayrıca sahra hastanesindeki özverili çalışmaları nedeniyle Mehmet’e “Osmanlı Harp Madalyası” da verildi. Böylece henüz 13 yaşındayken iki önemli savaş nişanını birden taşıyan ender isimlerden biri oldu.
Akıbeti Bilinmiyor
Haberin yayımlandığı tarihten kısa süre sonra müttefik kuvvetlerin Seddülbahir bölgesinden çekilmesiyle birlikte Çanakkale Cephesi kapanırken, Salihlili Mehmet’in sonraki hayatına dair kesin bir bilgiye ulaşılamadı.
Devletin, Mehmet’in eğitimine devam etmesi için bir okula yerleştirilmesini planladığı belirtilse de bu kararın uygulanıp uygulanmadığı bilinmiyor. Cephede kalıp kalmadığı ya da başka bir savaşta yer alıp almadığı da tarihin karanlık sayfalarında yerini koruyor.
Araştırmalar Devam Ediyor
Araştırmacı yazar Mustafa Uçar, Salihlili Mehmet’in Çanakkale Zaferi’nin kaderine etki eden ancak adı unutulan kahramanlardan biri olduğunu vurguluyor. Uçar, bu kahramanın soyundan bugün Salihli’de yaşayan birinin olup olmadığının ise büyük ölçüde bilinmediğini belirtiyor.
Öte yandan bölgedeki bazı sözlü tarih anlatımları da savaşın etkisini gözler önüne seriyor. Özellikle Salihli’ye bağlı bazı köylerde erkek nüfusun büyük bölümünün Çanakkale’de şehit düştüğüne dair aktarılan bilgiler, savaşın Anadolu’daki derin izlerini ortaya koyuyor.
Çanakkale Ruhunun Sembolü
Salihlili Mehmet’in hikâyesi, sadece bir çocuğun cesareti değil; aynı zamanda bir milletin var olma mücadelesinin simgesi olarak öne çıkıyor. 13 yaşında hem cephede savaşan hem de yaralı askerlere yardım eden bu genç kahraman, Türk milletinin zor zamanlarda gösterdiği fedakârlığın en çarpıcı örneklerinden biri olarak hafızalarda yer alıyor.
Bugün hâlâ akıbeti bilinmese de, onun Çanakkale’de sergilediği cesaret ve vatan sevgisi, tarih sayfalarında silinmeyecek bir iz bırakmaya devam ediyor.